Sağlıklı ilişkiler için 8 ipucu

tarihinde Damla , Wengood yazarı tarafından güncellendi

Kişisel gelişim ve esenlik konusunda uzmanlaşmış bir çok koç insan ilişkilerimizi nasıl iyi yaşayacağımıza dair ipuçları paylaşıyor. Sağlıklı ve mutlu ilişkiler yaşamaya yönelik 8 basit ve etkili ipucunu sizin için bir araya getirdik...

Sağlıklı ilişkiler için 8 ipucu
Özet:

1) Öncelikle ilişki nedir? Bu alışveriş nasıl tanımlanabilir?

İlişkiler, birbirleriyle iletişim kuran insanlar arasında var olan bir dizi ilişki ve bağlantı olarak tanımlanır ve  iki veya daha çok insan arasındaki karşılıklı ilgi, bağ, münasebet, temas ve dayanışma anlamına gelmektedir. Her türden ilişkiyi tanımlayan temel şey iletişim ve taraflar arası alışveriş şartları olsa dahi, ilişkiyi sürdürme biçimi de ilişkinin doğası açısından oldukça büyük bir öneme sahip.  

Bu nedenle bugün, diyoruz ki ilişkiler hakkında biraz konuşalım. Neden bir ilişkiye sahip olmak isteriz? İyiyi kötüden nasıl ayırt ederiz? Sağlıklı ilişkiler sürdürebilmek için neler yapmalıyız? İşte açıklaması.


🤯 Biliyor muydunuz?

Dünyada dil ve iletişim konusunda bugüne kadar sayısız deney yapıldı. Keşiş Salimbene’ye göre II. Friedrich belki de kayıtlı tarihte “ dil yoksunluğu  “  deneyi yapan ilk kişiydi. Kralın aklında delice bir soru vardı. Tüm dillerden mahrum kaldığında bebeklere ne olur? 

13.Yüzyılda yaşayan II. Friedrich (Kutsal Roma imparatoru), doğuştan gelen bir doğal dil olup olmadığını belirlemek amacıyla, hiçbir iletişim ve insan etkileşimi olmaksızın sadece beslenme ve temizlik ihtiyaçları giderilecek şekilde 6 bebeği izole etti. Erken yaşlardan itibaren iletişimin hayati önemini gösteren bu insanlık dışı izolasyon deneyinin sonucunda çocuklar kısa bir süre sonra hayatını kaybetmişti.

İnsan, iki şeyden mahrum kalınca ölüyordu. sevgisizlik ve yalnızlık

Peki, size 1797'de Fransa’da bir ormanda bulunan, 12 yaşındaki küçük Victor desem, bir şey ifade ediyor mu? Evet Mangali maymunlarının arasında çok zor şartlarda büyüyen Tarzan’dan bahsediyoruz.

Yıllar sonra, 1960'larda, Harry Harlow daha fazla çalışmak için deneysel bir model geliştirmek adına sıradaydı! Bugün acımasız olarak kabul edilebilecek bir dizi deneyde Harlow, yeni doğmuş maymunları annelerinden ayırarak tamamen izole bir şekilde yetiştiriyordu. Bu bebek maymunlar, anneleri de dahil olmak üzere diğer insanlarla her türlü temastan men edildi. Sosyal izolasyon süresinin sonunda, diğer hayvanlarla yeniden tanıştırıldıktan sonra, bu maymunlar sağlıklı kaldılar, ancak sosyal davranışları tamamen yok olmuştu: hayvan, kafesin bir köşesinde, ileri geri sallanarak kaldı ve diğer maymunlarla etkileşime giremedi.

➡ Dolayısıyla insanın hayatta kalmasında başkaları ile ilişkilerin önemi artık inkar edilemez.

Bu tür sosyal deneyler sizin de ilginizi bizim kadar çekiyorsa, işte Harlow'un deneyinin videosu:


2) Artık ilişkilerin önemini bildiğimize göre, iyi veya kötü olsa da, farklı ilişki türlerine bir göz atalım.

İnsanın diğerleriyle olan ilişkisi

 Bunlara aşağıdaki ilişki türlerini ekleyebiliriz:

  • Arkadaşlar
  • Aile
  • İş arkadaşları
  • Partner
  • Zaman zaman temas edilen tanıdıklar ve çevre (örneğin; 3. kat komşusu veya köşedeki fırıncı)

Bu saydığımız ilişkiler günlük yaşamınızın bir parçasıdır, iyi ya da kötü olabilirler, yani hatırsever, yardımsever, teşvik edici, mutlu, pozitif, arkadaş canlısı  ve hoş… ya da bambaşka bir şekilde, toksik insanlar, enerji emici narsist sapkınlar, pasif agresifler gibi.

İyi ilişkiler

➡ Hepimiz kendimizi iyi hissettiğimiz, büyüdüğümüz, desteklendiğimiz, sevdiğimiz, dinlendiğimiz ve huzurlu olduğumuz birilerini tanıyoruz. Bu kişiyle veya kişilerle mükemmel bir ilişkimiz mevcut çünkü bu hem bizim için hem de diğeri için olumlu ve zenginleştirici türden bir etkileşim, bir ilişki.

Kötü ilişkiler

➡ Aynı şekilde rahat hissetmediğimiz, engellendiğimiz veya dinlenmediğimiz, yargılandığımız, sıkıldığımız, değersizleştirildiğimiz veya yanlış anlaşıldığımız birilerini de tanıyoruz. Bu ilişkiler, her ne olursa olsun mutlaka sahip olduğunuz enerjiyi, gülüşünüzü, olumlu bakış açınızı sizden alma etkisine sahiptir. 

Toksik ilişkilere, sağlıksız, olumsuz ilişkilere sahip olduğunuzda, kendinizi çoğunlukla çok tatminkar olmayan bir kısır döngüde bulursunuz!

En önemli ilişki: İnsanın kendisiyle olan ilişkisi

  • Kendi kendimizle konuşmak veya kendimiz hakkında başkalarıyla konuşmak için kullandığımız dili ifade eder.
  • Aynı zamanda özgüvene ve özsevgiye işaret eder.
  • Ve nihayet sınırsız düşüncelere ve duygulara tekabül eder: nezaket, saygı, sevgi, dinleme vb...

Kendinizle olan bu ilişki en önemlisidir, çünkü bu, kendinize değer vermenize, hayatta huzurlu bir şekilde ilerlemenize, kendinizi derinlemesine tanımanıza, zorlukların üstesinden gelmenize ve özellikle de dünya ile ilişkinizi yani diğerleri ile olan ilişkilerinizi iyi yaşamanıza izin verir. 


Bir düşünün...

Kendinizle iyi bir kimyanız yoksa, dünyanın geri kalanıyla iyi olmasını nasıl istersiniz? Hatta hayatınızdan keyif almayı ve yaşamın tadını çıkarabilmeyi nasıl beklersiniz? Özgüveniniz yoksa ve kendi değerinizi bilmiyorsanız hayallerinize ulaşmak istemek mümkün olur mu? Kendini olduğun kişiden ötürü sevemiyorsan, nasıl bir iş, aşk ya da sağlıklı arkadaşlıklar isteyebilirsin?


3) İyi ilişkileri sürdürmek için bazı çözümler.

Başkalarıyla iyi bir ilişkinin temelleri işte şu şekildedir:

1. İyi bir iletişim:

İhtiyaçlarımızı ve isteklerimizi çevremizdeki güvendiğimiz insanlarla tartışmak önemlidir. Bunun için de sağlıklı iletişim nasıl olur, bilmeliyiz. Başkalarını düşüncelerimizden nasıl haberdar edeceğimizi bilmek, görünmez engelleri yıkmamızı sağlayacaktır. Bir şeyi hiç aklınızdan çıkarmamanız gerekiyor; muhatabınızın kafasında değilsiniz ve o da sizin kafanızda değil! Hatırlamak ve hatırlatmak mecburi. Bu nedenle duygularımız hakkında konuşmak çok önemli. İyi ve kötü zamanlarda, ister duygular, kaygılar ve belirsizlikler olsun ister sahip olduğumuzu düşündüğümüz inançlar, fikirler, düşünceler olsun.

2. Yardımlaşma/Dayanışma:

Arkadaşımızın veya eşimizin yanında nasıl olacağımızı ve duracağımızı bilmek... onun için zor ya da sadece önemli bir anda onların yanında olmak çok önemlidir! Bu, bir ekip olduğunuzu, desteklendiğinizi ve yalnız olmadığınızı hissetmenizi sağlar. Birlikte daha güçlüyüz, daha pozitifiz ve genellikle daha iyi hissediyoruz. Bu nedenle, bir ilişkide bu karşılıklı yardımlaşma ve dayanışma prensibine sahip olmak önemli!

3. Dinleme ve açık fikirlilik:

Ne biz bir başkasının aklındayız, veya yukarıda söylediğimiz gibi o bizim aklımızda. Bu, da şu anlama geliyor ki, karşılıklı bir etkileşim esnasında nasıl dinleyeceğinizi bilmeniz gerekiyor. Merhametli, hoşgörülü olun, empati kurun ve sorular sorun, hatta bazen mesajı anladığınızdan emin olmak için kendi kelimelerimizle yeniden ifade edin ve diğerinin dinleme ve anlama duygusunu geri bildirebilmesine izin verin.

4. Paylaşım:

Bir ilişki yalnızca doğrusal emir değişimleri ile sürdürülmemelidir. Tek yönlü veya sadece ihtiyacımız olduğunda konuşmak ve güvenmek, yardım istemek ya da sadece bizi birbirimize bağlayan şeyi hesaba katmak bir ilişkinin sağlıklı olmayacağı anlamına gelir. Adeta bir çift gibi her ilişki üzerinde çalışılmalı, özen gösterilmeli! Bir ilişkiyi yeni etkinliklerle, fikirlerin, düşüncelerin, tutkuların paylaşımıyla zenginleştirebiliriz... Her etkileşimde bir diğerine yeni bir şey katmak için sürekli karşılıklı özen göstermek gerekir.

5. Saygı:

Şimdiye kadar söylediğim her şeyle bağlantılı olarak, size saygıdan söz etmeden bu başlığı kapatmak mümkün değil. Bir ilişkide saygı elzem. Ancak ne yazık ki bu her zaman böyle olmuyor, bazen (muhtemelen yakınlık derecesi ile alakalı olarak) diğerinin de saygıyı hak ettiğini unutuyoruz. Karşısınızdaki sırf yakın bir arkadaş olduğu ve patron olmadığı için saygıyı hak etmediği söylenemez. Bunun, zorunlu olarak böyle olduğunu "anlamak" değildir, asıl mesele! Asıl mesele, bir ilişkinin her ne olursa olsun saygıyı hak ettiğini benimsemek ve bunu her an hatırlamaktır. Fikirlerimiz farklı olsa bile, aynı seçimleri yapmasak bile saygı duymalıyız. Başkalarının ne kadar farklı olduğunu ve sizden ne kadar ayrıştıklarını düşünmek ve irdelemek yerine, onların bizden farklı olan deneyimlerinden ve fikirlerinden ders almayı düşünebiliriz örneğin.

6. İyi niyet:

Ve işte iyilikseverliğin ve iyi niyetin önemini dönüp dolaşıp dile getirmek durumunda kalıyoruz. Erdemli çemberinizi bir ilişkide bir kez yaratın, sağlıklı ve mutlu olacağını göreceksinizdir. Ne demiş atalarımız; İyilik yap, denize at! İyi niyet, sınırsız zihnin (sevgi ve neşe ile birlikte) bir parçasıdır, eğer etrafınıza (ve kendinize) iyilikleri yayarsanız, o zaman dünya, zaman, ilişkiler ve genel olarak hayat bunu size geri ödeyecektir! Hayatınıza pozitiflik getireceği, daha da güçleneceğiniz (çünkü sınırlarınız genişleyecek, büyüyeceksinizdir) için beyninizin var olan her iyi şeye odaklanmasına izin vereceği için basit bir kural geçerli; iyilik eden iyilik bulur işte bu yüzden pozitif enerji gücü diye bir şey vardır! Bu aynı zamanda çekim yasasının da ilkesidir, zaten.

7. Nerede duracağını bilmek:

Bir ilişkide, bazen diğerini veya durumu kontrol etmek istemeden veya kendi köşelerimizi törpülemeden var olmak zordur. Ancak bu durumda sınırın ötesine nasıl geçilebildiğini bilmemiz ve hatta bazen dahil olmanın faydasız olduğu anları tanımanız gerekir. 

Örneğin; bir tartışma sırasında, bazen öyle anlar vardır ki zorlamak faydasızdır, diğerinin nefes almasına izin vermeli ve durumu ve duygularını göz önüne almalı. Bazen sizi ilgilendirmeyen bir şeye yatırım yaptığınızı hissedebilirsiniz ve ait olduğunuz yerde kalmanız gerekir. Örneğin, duygusal bir problemle size sıkıntısı hakkında konuşan en iyi arkadaşınız. Tabii ki, onu dinleyebilir, nazik davranabilir, saygı duyabilir, sempati ve şefkat duyabilirsiniz (ne güzel). Ayrıca ona kendi bakış açınızı anlatabilir ve size sorar ise tavsiyelerde bulunabilirsiniz. 

Ama her halükarda, onun rızası olmadan onun sorunsalına kendinizi adamamalısınız. Başa çıkmanız gereken kendi sorunlarınız var, bu yüzden başkalarının endişe, kaygı ve problemlerinin yükünü omuzlarınıza almayın.

8. Açık yüreklilik: gizemli/gizli bahçelerinize yer bırakmak koşulu ile

Son olarak size kalbinizi açmanın ve duygularınız hakkında konuşmanın önemini hatırlatmak isteriz. Kendimiz ve içinde bulduğumuz durum hakkında diğerini bilgilendirmek bizim esas görevimiz. Bu, kendinizi daha iyi anlatmanızı sağlar ve sonuç olarak, diğeri sizi daha iyi anlayabilir ve konuşmasını, tavsiyelerini size ve sizin durumunuza göre uyarlayabilir. Aman dikkat, son ipucumuz da aynı derecede önemli! İçinizde hep size ait bir gizli bahçeye yol olsun. İş yerinde olduğu gibi bazen profesyonel alanı kişiselden ayırmanıza yardımcı olmak için, bazen de bir çift ilişkisi içerisinde de olsanız kendi değerinizi korumak için. Düşüncelerinizin, eylemlerinizin ve düşüncelerinizin kendinize ait olması, kendinizle bir olduğunuzu hissetmeniz önemlidir.  Çift olmanın amacı bir olmak ve kişinin kendi özünden uzaklaşıp diğeriyle bütünleşmesi, aynı hale gelmesi anlamına gelmez. Tam tersine her iki tarafında %100 kendisi olabilmesi ve aynı zamanda ilişkinin birliğine, tamamlayıcılığına sahip olabilmesidir…

Kaynak

The 100 Simple Secrets of Great Relationships (İnsan İlişkilerinin 100 Sırrı), Yazar: David Niven

Kaleme alan Damla , Wengood yazarı

Kahkahası ile meşhur, hayatı olabildiğince tiye alan birisi... Sloganı: aslında çok basit... Ne istiyor: Herşeyin çok ciddiye alınmadığı ve hayat sevincinin esas alındığı bir dünya...

En yeni makaleler

Sağlıklı iletişim nedir? Temel koşulları nelerdir?

Birisi ile iyi geçinmek, her zaman sağlıklı iletişim kurduğunuz anlamına mı gelir? Bence bu mümkün değil. Sağlıklı iletişim dediğimiz tarafların kendilerini özgürce ifade edebildikleri bir alandır bence. İletişim süreci iletişim kurarken kendimizi ne kadar doğru ifade ettiğimiz ile doğrudan ilişkilidir. Etkili iletişim kurmanız için bir çok teknik mevcut elbette, ancak biz bugün sağlıklı iletişim kurmanın temel koşullarından bahsedeceğiz. Daha bireysel bir bakış açısıyla kendimizi ifade edebilmenin önemini vurgulayacağız. Çünkü sağlıklı iletişimin temel koşullarını farkında olmak ilişkilerimizi kurmak için de oldukça önemlidir.

Control freak hastalığı | Kontrol deliliği nasıl aşılır?

Hayatınızda olup bitenler gibi çevrenizde olup biten şeyleri de kontrol ettiğinizi mi fark ediyorsunuz? İşler beklediğiniz gibi gitmediğinde panik atak, aniden sinirlenme, huzursuzluk veya alınganlık? Bir control freak söz konusu olduğu zaman stres ve kontrol etme veya yönetme takıntısı hem (farketmese de) kişiyi hem de çevresindekileri yorar. Kontrol takıntısına sahip olduğunu düşünüyorsan doğru yerdesin! Control freak hastalığı nedir? Hayatınızı nasıl etkiler? Olumlu ve olumsuz yanları nelerdir? Hepsini fark etmenize yardımcı olacak bir içerikle karşınızdayım.

İhanet nedir? Kazık yediğinizde tavrınız ne olmalı?

İster arkadaştan gelsin ister sevgiliden, ihanet son derece acı vericidir. Özellikle de yakın insanlardan geliyorsa... Kazık yemek, hayal kırıklığı, öfke, haksızlığa uğramışlık gibi çok yoğun ve olumsuz duyguları tetikler, dolayısıyla sağlıklı düşünmek zorlaşır. Kendinizi ve özgüveninizi yeniden nasıl inşa edebilirsiniz? İhanete uğradıktan sonra bu zorlukların üstesinden gelmek için 5 ipucumuz.

Dişil enerji nedir? Dişil enerjiyi yükseltme yolları

İnsanlar da dahil olmak üzere evrendeki enerji dengesinin oluşturduğu "bütünün" her bir parçasında dişil ve eril enerji mevcuttur. Günümüzün yaşam koşulları, tatmin olma hissimizi başarı, güç ve paraya odakladığı için, biz kadınlar farkında olmadan "eril enerjiye" kapılıyor ve dişil enerjimizi bastırabiliyoruz. Dişil enerji hayatın akışına uyum sağlama ve yaratıcı yönünü kucaklamayı temsil eder. Aynı zamanda duygularımızın ve sezgilerimizin yansıması olarak kabul edilir. Duygularımızın ve sezgilerimizin yansıması olarak kabul gören dişil enerjiyi yükseltmek içsel sürecimiz ile uyum sağlamak ve ruhu beslemek ve yaşam enerjisini yeniden uyandırmak için çok önemli.

Cinsel fanteziler & Psikoloji | Sex fantezileri bize ne söyler?

Hepimizin, sahip olduğumuz hayal dünyasında cinsel fantezileri vardır. Cinsel yaşam her ne kadar toplumumuzda tabu olarak görülse de kişide cinsel uyarılmayı tetikleyen fantezilerin olması gayet normal ve sağlıklı. Kişinin hayal ve zevk dünyasına kalmış olan bu fanteziler kişiden kişiye değişse de, bir takım yaygın cinsel fanteziler mevcut. Çünkü cinsel fantezilerin çoğu aslında psikolojik ihtiyaçlarla ilişkili. Ait olmak, sahip olmak, beğenilmek, arzu ve heyecan... Bu yazıda en yaygın 9 cinsel fantezi ve psikolojik açıklamaları var.

En Yaygın Sex Fantezileri | 7 cinsel fantezi kategorisi

Öncelikle sex fantezileri tamamen normaldir. Herkesin cinsel fantezileri olduğunu söyleyerek söze başlayalım. Evet, tüm insanların cinsel isteği bulunur ve tabu olan cinsel istekler maalesef çok dile getirilmese de herkes bu alanda fantezilere kapılır. Kimileri tarafından sapkınlık olarak kabul görse de herkesin cinselliğini keşfetme arzusu vardır ve bu bir özgürlüktür. Golden shower, oral seks cunnilingus, BDSM sahneleri, kostümler, eş değiştirmeler, partnerin üstüne başına boşalmak, grup seks partileri... yanaklarınız yeterince kızardıysa ve gözleriniz büyümeye başladıysa tabusuz sansürsüz, önyargısız, cinsel fanteziler dünyasına kısa bir bakış atalım kendimizi her yönümüzle keşfedip kabul etmeye hazırlanalım.

Ayna teorisi nedir? Psikolojide ayna etkisi

Jacques Lacan’ın ayna teorisine göre, kimliğimizi karşımızdaki kişinin üzerinden yansıtarak inşa ederiz. Dolayısıyla, karşımızdaki insanın sevip sevmediğimiz özellikleri kendi kişiliğimize ait sevdiğimiz ya da sevmediğimiz özelliklerinin yansımaları anlamına gelir. Ayna etkisi, ayna nöronlar sayesinde empati kurmanın bir yolu iken aynı zamanda savunma mekanizması olarak da işlev görebilmekte. Lacan' a göre ayna etkisini anlamak ve bu kavramı bilinçli şekilde kullanmak, günlük ilişkilerimizi önemli bir ölçüde etkileyebilir.

Yetişkinlerde parmak emmenin nedenleri ve tedavisi

3-4 yaşlarına kadar normal parmak emmek normal kabul edilirken, parmak emme alışkanlığına sahip bir yetişkin için bu durum anormal, tuhaf ve patolojik kabu edilebilmekte. Peki neden bazı yetişkinler parmak emmeye devam ediyor? Gelen yanıtlardan biri şöyle; “Ben stresli olduğumda, başparmağımı emerek kendimi bırakıp çocukluğuma geri dönmeme izin veriyorum. Beni görüp şaşıranlar, utanacak bir şeyim olduğunu düşüntürtüyor bana…”. İkna oldunuz mu? Gelin ileriki yaşlarda parmak emme davranışı üzerine biraz konuşalım.

Mesajına cevap vermiyorsa ne yapmalı?

Birinin gönderdiğiniz mesaja cevap vermemesi veya geç cevap vermesi "ben önemli değilim" gibi hissettirebilir. Şu anda bence eskisinden çok daha yaygın bir davranış bu. WhatsApp'ta mavi tik, son görülme, ve hatta yanıtın geleceğini gösteren küçük noktaları bile gördünüz ama sonra hiçbir şey olmadan ortadan kayboldular... Ama neden? Neden mesajıma cevap vermiyor? Bu olayı bu kadar kişiselleştirmemek için size bazı ipuçlarım var...

İyi hissetmek için sosyal medyada da sana eşlik edelim mi?

Psikologlar ve Koçlar ile buluşmalardan oluşan RDV Coaching serisini takip edin!

🎧 Spotify

İşe gidip gelirken, yürüyüşe çıkarken, yemek yaparken veya yerken, uyumadan önce veya sabah kahvaltıya eşlik etsin diye... Kendinle biraz kaliteli vakit geçirmek için koçlarla ve psikologlarla her hafta işlediğimiz konuları takip et!

Spotify üzerinden RDV Coaching serimizi Podcast şeklinde takip edebilirsiniz!

🎥 Youtube

Youtube'da boş boş dolanmaktan bıkanlara müjde! Kanala 💜abone ol , 🔔 bildirim zilini aç ve tabii, 👍videoları beğenmeyi ve ✍🏻 bize yorumlardan ulaşmayı unutma!

RDVCoaching serisi video hali!

Ve daha fazlası... Örneğin; Aslı ile Yoga seansları

Ayrıca dergide olup bitenleri Instagram ve Pinterest üzerinden sürekli paylaşıyoruz!

Dergide neler olup bittiğini sosyal medya paylaşımlarımızdan da takip edebilirsin! En sevilen içerikler, günlük mutluluk, destek ve motivasyon dozları! Kısacası kız kardeşlerin asla kaçırmaması gerekenler!

Instagram📸

📍Pinterest