Sağlıklı iletişim: düşündüğünü söyleme cesareti

Yeteri kadar konuştuğunuzu hatta çok fazla konuştuğunuzu bile düşünüyor olsanız iletişim, konuşmaktan daha fazla şey gerektirir. İletişim, anlatma ve anlama sürecine denir, birinin anlatmak istediği ve anlattığı ile karşı tarafın anladığı aynı ise bu iki kişi arasında sağlıklı iletişimin kurulduğunu söyleriz. Yani sağlıklı iletişimin temelinde doğru anlatma ile doğru anlama vardır. Bu nedenle, söylemesi zor olsa bile bazı şeyleri net bir şekilde söylemek ve her şeyi dile getirmek sağlıklı iletişim için çok önemli.

Özet

Sağlıklı iletişim nedir?

Bir şeyleri söylemeye cesaret edememek, sizi rahatsız eden şeyleri saklamak, dile getirmemek ve her zaman nazik olmaya çalışmak sağlıklı bir ilişki sürdürmenizi, inandığınızın aksine engeller. Rencide etmek ya da olmak istememe arzusu ile gölgelenen iletişim, özgünlüğünü ve hatta güven ortamını kaybedecek bir ilişki anlamına gelir. Bu nedenle iyi iletişim kurmak çoğu zaman daha çok adil davranmakla ilişkilidir. Dikkat, saldırgan olmak, yıkıcı davranmak, gücendirici olmak veya bağırarak otoritesini iddia etmekten bahsetmiyoruz. İletişimin amacı çatışmaları çözmektir, onları yaratmak değil. Sadece kendiniz olmalısınız ve kendine has, yüz yüze bir diyalog kurmalısınız. Örneğin, meslektaşınıza bir projedeki gecikmenin gerçekten kabul edilemez olduğunu mail ile iletmemek veya partnerinizden "Artık seni sevmiyorum, görüşmek üzere." diye mesaj atarak ayrılmamak gibi.

Bu makale de hoşunuza gidebilir; herkesi memnun etme hastalığı

Kendimiz olmaya cesaret etmek

Kendimizi sık sık iletişim sorunlarının içinde buluyorsak: kopuk iletişim, arkamızdan aralarında konuşan çalışma arkadaşları veya sosyal arkadaşlıklar, güvensizlik, çekingenlik, başkalarının arkamızdan konuşulduğu izlenimi gibi... açık bir şekilde söyleyebiliriz ki düşündüklerimizi söyleme cesaretine sahip olmadığımız için bunlar oluyor. Ne düşündüğünü söylemeye cesaret edememek, ağızdan baklayı bir türlü çıkaramamak, bir ilişkinin aşağı doğru bir sarmal içinde kilitlenecek olma riskini almaktır.

Aklımızdan geçenleri olduğu gibi doğrudan dile getirmek her zaman kolay değil, öncelikle bunu bir itiraf edelim kendimize. Hatta düpedüz karmaşık bir iş bu! Karşımızdakini kırmak, gücendirmek, bir çatışmanın kaynağı olma korkusu ister istemez sarar bizleri. Ama ifade edemediğiniz duygularınızdan bunalmanıza izin vererek kontrolü kaybetmek de, bir o kadar karmaşık bir meseledir. Durup durup yaşanan öfke patlamalarından söz etmiyoruz bile. Bu yüzden, söylemesi zor olsa bile nihayet bir şeyler söyleme cesaretine sahip olmak için çalışmamız, kendimizi bu konuda geliştirmemiz gerekiyor.


" İnsanın çevresi ile kuracağı iletişim, kendi içinde başlar. "

Üstün Dökmen


Duygularınızı tanımak ve yönetmek önemli bir ilk adımdır, ancak aynı zamanda kendinizle tamamen aynı fikirde ve uyumlu olmalısınız. Örneğin, ilişkiye ara vermek isteği hissetmek, bunu kaba olmadan, lafı dolandırmadan açıkça söyleyebilmek ve niyeti açıkça ifade etmek. Çünkü ancak niyetimiz konusunda net olursak, bilinmesine de izin vermiş oluruz. Kendimize karşı ne kadar net olursak, diğeriyle o kadar yakın olabiliriz ve onun yanlış veya çılgın yorumlarda bulunmasını ve hayal ürünü fanteziler yüzünden ilişkinin zedelenmesini engellemiş oluruz. Yani acı, gerginlik, minnettarlık, beklentiler, ihtiyaçlar gibi her duygu ve düşüncenin mümkün olduğunca şeffaf bir şekilde ifade edilmesi gereklidir.

Daha iyi iletişim aynı zamanda daha iyi dinlemektir

Başkalarını dinlemek nadir görülen bir niteliktir. Düşündüğünüz şeyi nasıl söyleyeceğinizi bilmek iyidir, ancak muhatabınızı nasıl dinleyeceğinizi bilmek de herkesin yerinde kalmaması ve değişimin veya gelişimin kısır olmaması için çok önemlidir. Aslında, daha barışçıl bir iletişimin anahtarı, birbirimizi nasıl dinleyeceğimizi, farklılıklarımızı nasıl kabul edeceğimizi ve tartışmadan bir adım geri nasıl çekileceğini bilmektir. Anlaşmazlıklar olabilir ve bu o kadar da kötü değildir, asıl mesele, zamanla sürmemesidir. Bu durumda apseyi patlatmak gerekecek... bir şeyleri açıkça söyleyip, içimizdekileri dökmek gerekecektir!

Kaynak

Uzman Psikolog İlknur Yılmaz

Kahkahası ile meşhur, hayatı olabildiğince tiye alan birisi... Sloganı: aslında çok basit... Ne istiyor: Herşeyin çok ciddiye alınmadığı ve hayat sevincinin esas alındığı bir dünya...

En yeni makaleler

Y Kuşağı, nedir? Y kuşağı “çalışan” özellikleri nelerdir?

31 yaşındayım, 90'ların başında doğdum, dolayısıyla Y kuşağının bir parçasıyım. Mesle...

Hemen oku

Yalnızlık neden olumlu olmasın? Kendinle kalmanın iyi yanları!

Bazıları ondan veba gibi kaçınıyor ama ben yalnızlığımı seviyorum. Ayrıca, yanılıyors...

Hemen oku

“Kendini boşlukta hissetmek”, bu his ne zaman geçecek?

Yaşama sevincini kaybetmek, artık hiçbir şey istememek, bu boşluk hissi ile alakalıdı...

Hemen oku

Yalnızlık ve boşluk hissi: nasıl başa çıkmalı?

Birbirimizi görmeden, farketmeden yan yana yaşayıp gidiyoruz. İlişkide veya sosyal ha...

Hemen oku

Uzaktan çalışma ve verimlilik: 7 altın kural

"Evden çalışma" da çalışmak anlamına gelir... Bütün zorluk burada yatmaktadır. Evin i...

Hemen oku

Beden olumlama hareketi: vücudumu olduğu gibi kabul ediyorum

Portakal kabuğu görünümünde bir cildim, selülitlerim, katlanan bir göbeğim hatta çatl...

Hemen oku

Durduk yere ağlamak: Sebepsizce ağlama isteği neden olur?

Sebep yokken, durduk yere ağlamak ruh haline bağlı olarak zaman zaman deneyimlenebili...

Hemen oku

Enneagram kişilik testi: kendini tanıma egzersizi

Daha mutlu ve huzurlu hissetmenin ilk şartı insanın kendisini tanıması ve kendi kişil...

Hemen oku

Psikolojik travma ve duygusal tepkiler: etkileri ve iyileşme

Sanırım hepimiz hayatımızın bir noktasında az çok travmatik olaylar yaşamışızdır. Ben...

Hemen oku

Neden seni tercih etmeliler? Mülakatta nasıl cevap vermelisin?

"Neden seni tercih etmeliyiz?" sorusunu mülakatlarda duyduğumda genelde donakalıyorum...

Hemen oku

Bizi takip edin!

Sosyal medya hesaplarımızı takip etmeyi unutmayın! Böylece yeni makalelerimizden anında haberdar olabilirsiniz!