Tükenmişlik sendromu ve çocuklu aileler: ebeveynlerde tükenmişlik

Tükenmişlik. Bu sözü duyduğumuzda aklımıza hep profesyonel dünya geliyor. Fiziksel ve duygusal tükenme, kızgınlık, bunalmış hissetme, hiçbir şey yapmak istememe, kronik stres ve özgüven kaybı. Bunların hepsi tükenen ebeveynleri etkiliyor. Yokuşlar dik olduğunda ve umutlar tükendiğinde, ebeveyn tükenmişliğinden bahsedebiliriz ve bu durum depresyona da yol açabilir. Çiçeği burnunda anneler ise bu durum için en ideal adaylardır, bu yüzden suçluluğa dur diyip, farkındalık kazanıyor ve kendimiz için bir şeyler yapmaya çalışıyoruz.

Özet:

Günlük hayatın koşuşturması içinde, iş ve sosyal yaşantısının tüm zorlukları arasında mekik dokuyan kadın pek çok fiziksel ve psikolojik rahatsızlıkla mücadele etmek durumunda kalıyor. Günümüz kadınlarının pek çoğu hem çalışıyor, hem ev işleri ile ilgileniyor, çocukların bakımını üstleniyor ve aile birliği için çalışıyor. 

Eğer şanslıysa ve kendine ait zamanı ve ekonomik gücü varsa bir yandan da fit ve sağlıklı görünmek istiyor. “Süper anne” ya da “zorlanmış anne sendromu” olarak tanımlanan modern çağın kadını için büyük tehlikelerin başında gelen bu sendrom artık literatürlerde kendine yer buldu. Ebeveynlerde tükenmişlik, işte açıklaması.

Aşılması zor günler

Ebeveyn tükenmişliği genellikle oldukça ağır bir günlük rutinle başlar. Meslek hayatına ve / veya kişinin kendine özel faaliyetlerine ek olarak idare etmek için yaşları küçük, bir, iki, üç ve hatta daha fazla çocukla ilgilenmek durumunda olduğunuzu hayal edin. Çalışın veya çalışmayın, bekar veya hala evli bir anne olun, ebeveyn tükenmişliği tüm anneleri etkileyebilir.

Sabah 6:30, uyandığınız an, zaten yarış başlıyor. Eşimiz, kalkmış, işe gitmek için hazırlanıyor. Neredeyse gitmek üzere. Sabah 7'de kendimizi çoraplar ve kirli pijamalarla başbaşa buluyoruz, üstelik bizim değil. Taranacak saçlar, bizim değil. Minik yavrularımızı midede suçluluk duygusuyla dadıya emanet ediyoruz. Ayrılmadan önce küçüğün bezini değiştirecek zaman yoktu, bir de kızın eteğinde leke var, bunları dadımıza hatırlatıyoruz. Gün daha yeni başlıyor, işyerine yetişmeye ve işinize odaklanmaya çalışıyorsunuz.

Akşam 19:30, eve dönüş. Bir sürü oyuncak, giysi, kek kırıntıları ve ödevler yapılmalı, küçüğün uyku saati geliyor. Evde uzun süredir yapmak istediklerimnden bahsetmiyorum bile. Süpürge tutamadan geçen 5 “çocuklu” gün. Babamız hala burada değil. Kendi tükenmişliği ile uğraşıyor ve o da kendince haklı. Bu da gerçeği daha da korkutucu hale getiriyor. Ve bu gece, her gece olduğu gibi, yarış devam ediyor. 21:30, herkes yatakta. Ama önce, bir makine edasıyla devam ediyoruz, banyoyu topla, yarın için yemek düşündün mü, duş alman gerekiyor, yarınki toplantı çok önemli, aynı zamanda yorgunluk ve uyku bastırıyor. İşte o an ağlayasın gelir, gözyaşı, öfke, bıkkınlık, yorgunluk, yetersizlik ve suçluluk duygusu. "Bundan hoşlanmıyorum", "Uyumak istemiyorum", akşam hikayeleri ve öpücükler. Tüm bunların ortasında benim kendi ihtiyaçlarımızı düşünecek ne halim ne de vaktim kaldı.

Çocuklarıma bazen tahammül edemiyorum

Her şeyin ne zaman başladığını söylemek imkansız. Hepsi küçük küçük başladı. İyi yapma arzusu ile başlayan, heyecan, iş yükü, zorluk, yetişememe, yalnızlık, izole hayat ve öz-imaj eksikliği, ardı ardına yavaş yavaş yerleşti hayatımda. Her akşam yatağımda uzandığımda kafamda: sorumluluklarımın listesi, evin düzen ve devamlılığı, mali durum, eğitim ve gelişimleri, ihtiyaçları, duygu dünyaları. Tüm isteklere cevap vermem, krizleri yönetmem gerekiyor. Gözlerimde yaşlar, stresli ve uykuluyum. Herşeyi kontrol etmeye çalışmaktan ve herkesi memnun etmekten bıktım artık. Öyle ki, bazen, çocuklarıma tahammül edemiyorum. Bitmek bilmez ihtiyaçları, talepleri, tiz çığlıkları, çileden çıkaran ağlama krizleri ve sürekli ilgi beklemeleri. Kendimi robot gibi hissediyorum. Başka seçeneğim yok, babamız da çalıştığı için aynı durumda, hatta benden daha yoğun. Çoğu zaman onlarla yalnızım, ne pahasına olursa olsun idare etmek zorundayım. Her öpücük, her söz, her hareket ruhsuz, isteksiz ve kalpsizce yapılmaya başlandı.

Bazen onlar oynarken ben yere yatıp, bitap düşüyorum, bana dönüp ne oluyor yahu diye, sesleniyorlar. Cevap veremiyorum. Sürekli ağlamak istiyorum. İçimden onlara bağırmak geliyor resmen. Onlara tahammül edemeyecek kadar iğrenç bir anne olduğumu düşünüyorum. Veya empatiden yoksun olmalarının, daha sakin ve uslu çocuklar olmamalarının benim hatam olduğunu düşünüyorum ve kendimi suçluyorum. Sonra başımı çeviriyorum, kaçınılmaz olarak kirli çamaşır yığınına gözüm takılıyor.

Tükenmiş ebeveynlik belirtileri: patlama anı

Bir akşam annem beni arayıp belinin tutulduğunu söyledi. Ertesi gün öğleden sonra çocuklara bakmasının imkansız olduğunu söyledi. Kelimenin tam anlamıyla kafamdan aşağıya kaynar sular döküldü. Annemin beli, ağrısı, rahatsızlığı gözümde değildi, en ufak bir şefkat duymam imkansızdı. Bu öğleden sonrayı kendimle başbaşa kalabilmek için iple çekiyordum, randevularım vardı, haftalardır bu güne hazırlamıştım kendimi. Onsuz yapmak zorunda kalacağıma inanmak istemedim. Hepsinden nefret ettim, hayatımdan nefret ettim, bitkin hissettim. Kelimenin tam anlamıyla o an, patladım! Hepsi aniden ortaya çıktı, herşeyi kustum. Çığlık attım, ağladım, duvarlara vurdum, nefes almakta zorlandım. Kocam şok olmuştu, ne kadar kötü olduğumu görememişti ve benim için çok endişelendi.

Bir terapiste görünmemi tavsiye etti ve doktorum bana antidepresanlar reçete etti. Yüksekten düşmüşe döndüm. Hiç bu kadar güçsüz veya kırılgan olabileceğimi düşünmemiştim. Benim için bir başarısızlıktı. Depresyon hakkında konuşmak gerektiğini, patlama anı gelene kadar farkedememiştim. Ama sonunda, psikiyatrist ile yapılan seanslar ve diğer annelerle bir destek grubu vs derken, daha iyi hissetmeye ve  antidepresanları bırakmaya başladım.

Mükemmel annelik mitini unutun!

Bugün bile, bir anne olarak, bir şeylerin yanlış olduğunu, mutlu olmadığını ve hayatından nefret ettiğini söylemek zor. Bir anne mutlu olmalı çünkü çocuklar mutluluk getirir, onlar biriciktir. Böyle hissetmediğinizde de, baskı ve suçluluk duygusu daha da artıyor. Yanlışı kendinizde aramaya başlıyorsunuz. Bu mutlu ve mükemmel annelik efsanesi, evimizde baskın olan stres, yorgunluk ve bitkinlik karşısında özgüvensizlik, özşefkat eksikliği ve derin sorgulamalara itiyor. Bunalmış hissettiğinizi itiraf etmeniz için tükenmiş ebeveyn olmayı beklemenize gerek yok. Peki başka ne yapabilirdiniz?

1. Limitlerimizi öğreniyoruz

Yorgunluk, yetersizlik hissi, gerginlik. Biraz silkelenin, demek ki yaptıklarınızdan daha azını yapmaya başlamalısınız. Ya evde ya da başka bir yerde yardım alarak ya da biraz salıvermeyi öğrenerek limitlerinizi  gözden geçirin ve kendinizle uyumlandırın. Anda kalmaya çalışın, bu günler geri gelmeyecek unutmayın!

2. Gerektiğinde bırakmayı öğreniyoruz

Bir anne olarak anne olma ihtiyaçlarınızı azaltmak çok önemlidir! Çocuklar her gün banyo yapmazlarsa bu bir sorun değil. Ellerinizle yaptığınız ev yapımı olmayan bir yemek yiyorlarsa, önemli değil ve dadıya evi fazla dağınık veya kirli mi bırakmak zorunda kaldınız, sorun değil.

3. Güveniyoruz ve sorumlulukları paylaşıyoruz

Eşe, büyükanne ve büyükbabaya, bakıcıya, psikiyatriste, doktora vs. güvenmeyi öğrenin. Utanmamalı ve duygularınızı daha iyi dinlemelisiniz. Kötüye gitmeniz ve bıkmanız sorun değil, yardım almamanız sorun. Ayrıca, rahatlamak ve gevşemek için tam size göre bir zaman bulmaya çalışın. Daha mutlu döndüğünüz için kimse sizi suçlamayacaktır.

Ebeveynlerde tükenmişlik belirtileri nelerdir?

Kendinize iyi bakabilmek için, tükenmişliğin belirtilerini fark edebilmek çok önemlidir.

1. Sık sık sinirleniyor musunuz?
Aile ortamında tartışmak normal olsa da, eskisinden daha fazla üzüldüğünüzü veya etkilendiğinizi mi fark ediyorsunuz. Daha mı hassassınız? Eşinizden veya çocuklarınızdan gelen her söz ve hareket sizi rahatsız mı ediyor?
2. Yorgun mu hissediyorsunuz?
İyi bir gece uykusundan sonra bile pillerinizi şarj etmemiş gibi hissediyorsunuz ya da tam tersine uykusuzluk yaşıyorsunuz.
3. Motivasyon düşüklüğü mü yaşıyorsunuz?
Günlük işlerinizi belli bir mekanizma şeklinde yürütüyorsunuz, artık düşünmüyorsunuz ve duygusuzca yapıyorsunuz. Kısacası robota bağladınız. Kendinizi bu zihinsel yükten kurtarmalısınız.
4. Özgüveninizi kaybettiğinizi mi hissediyorsunuz?
Kendinizi mükemmel görünen diğer ebeveynlerle kıyaslıyorsunuz. Kendilerine bakmayı, işe gitmeyi, çocukları oynamayı, ayak işlerini yapmayı, ev işlerini yapmayı ve hepsini aynı gün içinde başarmayı nasıl beceriyorlar?… Sizin için düşünülemez bir şey bu. Kendinize olan güveninizi yitirirseniz, kendinizin değerini düşürürsünüz. Kıyaslamayın. Kendi deneyiminize odaklanın.
5. Unutkanlık mı başladı?
Gittikçe daha sık doktor randevuları, doğum günlerini veya okul randevularını unutuyorsunuz. Dikkatli olun, bu büyük bir tükenmişlik belirtisidir!

Ve son olarak, ebeveyn tükenmişliği genellikle bir çökme olarak deneyimlenir. Çocuklarınızın yaşı kaç olursa olsun, onlar da bu hassas ve acı dolu anın farkına varmış ve onu az ya da çok kötü yaşamış olabilir. Yeterince büyüdüklerinde bu dönemi onlarla tartışmaktan çekinmeyin. Bu onlara yetişkin, ebeveyn ve anne olarak (evde olsun ya da olmasın) hayatın o kadar kolay olmadığını göstermek için iyi bir fırsat olacaktır.

Kaynak

Memorial

Günce Danışmanlık

Kahkahası ile meşhur, hayatı olabildiğince tiye alan birisi... Sloganı: aslında çok basit... Ne istiyor: Herşeyin çok ciddiye alınmadığı ve hayat sevincinin esas alındığı bir dünya...

En yeni makaleler

Y Kuşağı, nedir? Y kuşağı “çalışan” özellikleri nelerdir?

31 yaşındayım, 90'ların başında doğdum, dolayısıyla Y kuşağının bir parçasıyım. Mesle...

Hemen oku

Yalnızlık neden olumlu olmasın? Kendinle kalmanın iyi yanları!

Bazıları ondan veba gibi kaçınıyor ama ben yalnızlığımı seviyorum. Ayrıca, yanılıyors...

Hemen oku

“Kendini boşlukta hissetmek”, bu his ne zaman geçecek?

Yaşama sevincini kaybetmek, artık hiçbir şey istememek, bu boşluk hissi ile alakalıdı...

Hemen oku

Yalnızlık ve boşluk hissi: nasıl başa çıkmalı?

Birbirimizi görmeden, farketmeden yan yana yaşayıp gidiyoruz. İlişkide veya sosyal ha...

Hemen oku

Uzaktan çalışma ve verimlilik: 7 altın kural

"Evden çalışma" da çalışmak anlamına gelir... Bütün zorluk burada yatmaktadır. Evin i...

Hemen oku

Beden olumlama hareketi: vücudumu olduğu gibi kabul ediyorum

Portakal kabuğu görünümünde bir cildim, selülitlerim, katlanan bir göbeğim hatta çatl...

Hemen oku

Durduk yere ağlamak: Sebepsizce ağlama isteği neden olur?

Sebep yokken, durduk yere ağlamak ruh haline bağlı olarak zaman zaman deneyimlenebili...

Hemen oku

Enneagram kişilik testi: kendini tanıma egzersizi

Daha mutlu ve huzurlu hissetmenin ilk şartı insanın kendisini tanıması ve kendi kişil...

Hemen oku

Psikolojik travma ve duygusal tepkiler: etkileri ve iyileşme

Sanırım hepimiz hayatımızın bir noktasında az çok travmatik olaylar yaşamışızdır. Ben...

Hemen oku

Neden seni tercih etmeliler? Mülakatta nasıl cevap vermelisin?

"Neden seni tercih etmeliyiz?" sorusunu mülakatlarda duyduğumda genelde donakalıyorum...

Hemen oku

Bizi takip edin!

Sosyal medya hesaplarımızı takip etmeyi unutmayın! Böylece yeni makalelerimizden anında haberdar olabilirsiniz!