“İşimi sevmiyorum, ama çalışmak zorundayım” | Peki, yalnız mısın?

tarihinde Gözde , Wengood yazarı tarafından güncellendi

Şimdi gerçekçi olalım, yaptığı işi tutkusu ile harmanlayabilmiş olanlar küçük bir kesim. Yani sorumluluklar ve zorunluluklar, bizi sevmediğimiz işlere mahkum edebiliyor. Bu durum sizi işten nefret etmek noktasına getiriyor ise, burada sağlıksız olan bir şey var. Sabahın karanlığında, sıkış tepiş bindiğim metrolar, “sabah 9, akşam 6”, robot gibi hissetmemek elde değil. Sormakta haklısın, tüm bunların anlamı ne? Hissetmen gereken tatmin, muhtemelen yüzlerce zahmetli günlük e-posta arasında kayboldu gitti... 😕

“İşimi sevmiyorum, ama çalışmak zorundayım” | Peki, yalnız mısın?
Özet

Bizden beklenenler ile bizi mutlu edenler arasında bir tercih

Her zaman hayatımın benim planlamam gereken bir şey olduğuna inandım. Kendiliğindenliğe veya beklenmedik şeylere çok az yer bıraktım veya hiç yer bırakmadım. Üniversite puanları ve sınav notları iyi olmasına rağmen,  yolumu bulduğumu hiçbir zaman gerçekten hissetmedim. Hayatımla ne yapmak istediğimi bilmiyorum ve bu benim için sorunlu çünkü asla kurallara aykırı davranma eğiliminde olan biri değilim. Benim yola ve doğru diye gösterilenlere ihtiyacım var. Ben her zaman benden bekleneni yapıyorum.

Derinlerde bir yerde hala hayatta kendi yolumu aradığımı düşünüyorum ama üzerimdeki baskı, kendimi köşeye sıkıştırdığımı fısıldıyor. Tam anlamıyla nefret ettiğim yapay bir bitkiyle süslenmiş bir ofis köşesi.🙄

Zorlu ailemle (🫢 bunu daha yumuşak nasıl söyleyebilirim ki), çok yönlülük akan eğitim geçmişim, başarısızlığın benim için hiçbir zaman bir seçenek olmadığı anlamına geliyor. Ve tabii, LinkedIn profilim bunu doğrulamak üzere hazır bekliyor. Sonuç: işsiz bir mezun olmak bana pek de iyi gelen bir şey değildi.

Diğer insanlar için etkileyici görünen ve tercihen çok sayıda kısaltma içeren geleneksel bir çalışma rotası izlemem gerekiyordu; SEO, SEM, SMO, hepsini hallettim. Gerçekten ne yapmak istediğimi keşfetmek için gereken zamanı ayıracak cesaretim hiç olmadı. Ayrıca, bu ekonomide, işsiz olmaktansa bir işim olmasını tercih ederdim.

Sürekli yeni hedefler 

Başkalarının iş tatminini tartıştığını duyduğumda, kendimi çok kopuk hissediyorum. Çalışmaktan nefret ediyorum ve bence bunun bir nedeni; toksik yönetici. Her ay aynı cüzi maaş için sizden giderek daha fazlasını talep etmesi durumu! Sanki baskı yeterince yoğun değilmiş gibi, patronum her üç ayda bir bana gerçekçi olmayan hedefler koyuyor. Muhtemelen bir yarışta Usain Bolt'u yenmek için daha fazla şansım olurdu! Kurumsal organizasyonlar her zaman daha fazlasını ister! Bu doğru, pahalı tatillerini finanse etmek için hayatınızın en iyi bölümünü köle olarak harcamanız yeterli değil, onlar da lüks arabalar ve kıyafetler istiyorlar, bu yüzden parmağınızı çekseniz iyi olur!

Yönetici ile ilişki

Çalışma ortamım rekabetçi ve patronum hemen hemen tanıdığım en toksik insan. Sürekli pasif agresif e- postalar, toplantılar ve telefon görüşmeleri dizisi, belirli noktalarda çok fazla. Yeterince iyi olduğumu veya çabalarımın takdir edildiğini asla hissetmiyorum. Ne yaparsam yapayım, ne kadar çok çalışırsam çalışayım,  yöneticim asla tatmin olmayacak çünkü performansımda her daim bir hata bulacak! İlişkimiz o kadar inişli çıkışlı ki, onun hangi tarafına karşı çıkacağımı asla bilemiyorum ve yılıyorum. Aslında üç kez kovulmadığıma şaşırdım bile!

Çalışmak ve yaratıcılık 

Şimdi yüksek sesle söylemeye cesaret ediyorum! Neredeyse tüm zamanımı bilgisayar ekranının karşısında, sevmediğim bir şeyi, nefret ettiğim bir ortamda geçirmenin kesinlikle benim için iyi olmadığı sonucuna vardım.

Kendimi iyi hissetmiyorum ve bu sevdiğim şeyleri de olumsuz etkiliyor. İşim hayatımı ele geçiriyor gibi görünüyor ama benim için sorun olan şey asıl bu değil! Eski benliğimle yeniden bağlantı kurmanın zamanı geldi, bu yüzden bu yukarıda okuduğunuz, belki okurken içinize karalar basan bu destanı arkamda bırakmaya ve bana uygun bir şey bulmaya karar verdim.

Şimdi yapmam gereken; iş aramaya başlamadan önce, beni neyin mutlu edeceğine ve nerede daha rahat hissedeceğime dair biraz düşünmek istiyorum.

İşimden nefret ediyorum ama çalışmak zorundayım! Ne olacak şimdi?

Birçoğumuz, eğlenceli amerikan filmlerindeki gib bir toplantı odasına dalıp istifamızı mermer masanın üzerine atmanın hayalini kurmuş olsak da, gerçek şu ki, bu senaryo çoğumuz için uzak bir hayal olarak kalacak. Günümüzün ekonomik iklimi, artan işsizlik, yüksek enflasyon, gülünç kira fiyatları ve genel yaşam maliyeti ile çoğumuz umutsuzca küçümsediğimiz işlere bağlı kalmak zorunda kalacağız. Ancak, sırf iş için yaptığınız şeyden nefret etmeniz, her gün korku ve kaygı ile dolup taşmanız gerektiği anlamına gelmez.

Sihirli olmasa da kendimce bir reçete hazırladım!

Bırakamıyorsanız bile, bu 5 basit ipucunu takip ederek orada geçirdiğiniz zamanı çok daha katlanılabilir hale getirebilirsiniz;

1) İş arkadaşlarınızı tanıyın -  Orada arkadaş edinmek size yepyeni bir destek ağı kazandıracak, ayrıca kim bilir onlar da sizinle aynı durumda bile olabilir.

2) Ayağınızı gazdan çekin - Kendinize uyguladığınız baskı miktarını azaltın ve kısa sürede iş günü hakkında daha parlak hissedeceksiniz.

3) Düzenli molalar verin -  Birkaç saatte bir mola vermek yalnızca zihninizi temizlemekle kalmaz, aynı zamanda zamanın da uçup gitmesini sağlar! Bakınız: pomodoro tekniği!

4) Patronunuzla bir toplantı yapın - Hayır, onlara istifa ettiğinizi söylemek için değil (eğer varsa), nasıl hissettiğinizi ve refahınızı sağlamak için hangi değişikliklerin yapılabileceğini tartışmak için.

5) Öğle yemeğinde yürüyüşe çıkın - O çok önemli adımları atacaksınız, 15 dakika yürüşün bile beyinde seratonin hormonunu salgılamaya yettiğini unutmayın!

Yazar notu: Nefret ettiğiniz işin hayatınızı mahvetmesine izin vermeyin

Kendiniz için doğru yolu bulmak biraz zaman alabilir, ancak kendinize yatırım yapmak, size tatmin duygusu verecek olanı keşfetmenin en iyi yoludur. Kendinizi işten işe atlarken bulursanız, kendinizi hırpalamayın çünkü ekstra deneyimler sonunda sizi aradığınızı bulmaya yönlendirecektir.

Hepimiz farklıyız, bu yüzden kendinizi her şeyi çözmüş arkadaşlarınızla karşılaştırmaktan kaçının; bunun yerine BEN’i ilk sıraya koy ve yap! Akılda tutulması gereken en önemli şey, kötü bir çalışma ortamının “işlevsiz” olduğudur, ancak bu kendinizi güçsüz hissetmeniz gerektiği anlamına gelmez, çünkü değilsiniz, mesele sadece cesur olmak ve o kapıyı çarparak kapatmaktır!

🤗"KENDİNİ DİNLE, KABUL ET VE MUTLU OL! HEMEN ŞİMDİ, BAŞLA..."
#BornToBeMe

Kaleme alan Gözde , Wengood yazarı

🍂Modern zamanlarda bir adet romantik.

Yorumlar

En yeni makaleler

“Neden çekingenim?” Utangaçlık nasıl yenilir? (6 madde)

Kişilik özellikleri utangaç olan insanlar sosyal ortamlarda kendilerini ifade ederken olduklarını ortaya koymaktan çekinebilirler. Utangaç kişilerden sık sık duyacağınız şikayetlerden biri sosyal beceri eksikliği olacaktır. Topluluk içinde konuşma ya da yeni insanlarla tanışma fikri utangaç insanlar için kaygı ve korku sebebi. Kırmızı bir surat, titrek bir ses, gülerken kendini saklayan bir çift el... Günlük hayat böyle akıp gidiyor ve sen ardından bakıyorsan bu makale tam sana göre! Konfor alanından çıkmamak ve bir köşede gizli kalmak seni bir yere götürmeyecek ve güzel günleri ya da ilginç insanları özlemeye devam edeceksin. Yavaş yavaş ama emin adımlarla utangaçlığı yenmek mümkün. Kendini olduğun gibi kabul ederek şartları değiştirmenin zamanı geldi! 💪

Myers-Briggs Kişilik Testi | MBTI 16 kişilik tipi ve özellikleri

MBTI, Carl G. Jung'un kişilik ve karakter analizi çalışmalarına dayanarak ortaya çıkmış bir kişilik çözümleme envanteri. Kişisel gelişim alanında dünyada en çok kabul gören yöntem olan “Myers Briggs kişilik testi” bir dizi harf çiftinden oluşan 16 farklı karakterden bahsediyor. Bu yazıda “MBTI nedir?” detaylıca açıklayacağız..

Sağlıklı ilişkiler ve sosyal hayat | Olmazsa olmaz 7 unsur!

Sosyal bağları, bizim en temel ihtiyaçlarımızı besleyen bir damar olarak düşünürsek, ilişkilerimizin ne kadar sağlıklı olup olmadığı hayatla baş etme şeklimizi, bakış açımızı, ruh sağlığı durumumuzu doğrudan etkiliyor. Örneğin; sağlıklı iletişim kuramadığım insanlarla etkileşimlerde bulunmak beni mutsuz ve hayata pozitif bakamayan bir insan haline getirebilir. Öyleyse, insanlarla ilişkilerimden neler beklemeliyim sorusunu kendimize sormakta fayda var.

Sağlıklı iletişim nedir? Temel koşulları nelerdir?

Birisi ile iyi geçinmek, her zaman sağlıklı iletişim kurduğunuz anlamına mı gelir? Bence bu mümkün değil. Sağlıklı iletişim dediğimiz tarafların kendilerini özgürce ifade edebildikleri bir alandır bence. İletişim süreci iletişim kurarken kendimizi ne kadar doğru ifade ettiğimiz ile doğrudan ilişkilidir. Etkili iletişim kurmanız için bir çok teknik mevcut elbette, ancak biz bugün sağlıklı iletişim kurmanın temel koşullarından bahsedeceğiz. Daha bireysel bir bakış açısıyla kendimizi ifade edebilmenin önemini vurgulayacağız. Çünkü sağlıklı iletişimin temel koşullarını farkında olmak ilişkilerimizi kurmak için de oldukça önemlidir.

Control freak hastalığı | Kontrol deliliği nasıl aşılır?

Hayatınızda olup bitenler gibi çevrenizde olup biten şeyleri de kontrol ettiğinizi mi fark ediyorsunuz? İşler beklediğiniz gibi gitmediğinde panik atak, aniden sinirlenme, huzursuzluk veya alınganlık? Bir control freak söz konusu olduğu zaman stres ve kontrol etme veya yönetme takıntısı hem (farketmese de) kişiyi hem de çevresindekileri yorar. Kontrol takıntısına sahip olduğunu düşünüyorsan doğru yerdesin! Control freak hastalığı nedir? Hayatınızı nasıl etkiler? Olumlu ve olumsuz yanları nelerdir? Hepsini fark etmenize yardımcı olacak bir içerikle karşınızdayım.

İhanet nedir? Kazık yediğinizde tavrınız ne olmalı?

İster arkadaştan gelsin ister sevgiliden, ihanet son derece acı vericidir. Özellikle de yakın insanlardan geliyorsa... Kazık yemek, hayal kırıklığı, öfke, haksızlığa uğramışlık gibi çok yoğun ve olumsuz duyguları tetikler, dolayısıyla sağlıklı düşünmek zorlaşır. Kendinizi ve özgüveninizi yeniden nasıl inşa edebilirsiniz? İhanete uğradıktan sonra bu zorlukların üstesinden gelmek için 5 ipucumuz.

Dişil enerji nedir? Dişil enerjiyi yükseltme yolları

İnsanlar da dahil olmak üzere evrendeki enerji dengesinin oluşturduğu "bütünün" her bir parçasında dişil ve eril enerji mevcuttur. Günümüzün yaşam koşulları, tatmin olma hissimizi başarı, güç ve paraya odakladığı için, biz kadınlar farkında olmadan "eril enerjiye" kapılıyor ve dişil enerjimizi bastırabiliyoruz. Dişil enerji hayatın akışına uyum sağlama ve yaratıcı yönünü kucaklamayı temsil eder. Aynı zamanda duygularımızın ve sezgilerimizin yansıması olarak kabul edilir. Duygularımızın ve sezgilerimizin yansıması olarak kabul gören dişil enerjiyi yükseltmek içsel sürecimiz ile uyum sağlamak ve ruhu beslemek ve yaşam enerjisini yeniden uyandırmak için çok önemli.

Cinsel fanteziler & Psikoloji | Sex fantezileri bize ne söyler?

Hepimizin, sahip olduğumuz hayal dünyasında cinsel fantezileri vardır. Cinsel yaşam her ne kadar toplumumuzda tabu olarak görülse de kişide cinsel uyarılmayı tetikleyen fantezilerin olması gayet normal ve sağlıklı. Kişinin hayal ve zevk dünyasına kalmış olan bu fanteziler kişiden kişiye değişse de, bir takım yaygın cinsel fanteziler mevcut. Çünkü cinsel fantezilerin çoğu aslında psikolojik ihtiyaçlarla ilişkili. Ait olmak, sahip olmak, beğenilmek, arzu ve heyecan... Bu yazıda en yaygın 9 cinsel fantezi ve psikolojik açıklamaları var.

En Yaygın Sex Fantezileri | 7 cinsel fantezi kategorisi

Öncelikle sex fantezileri tamamen normaldir. Herkesin cinsel fantezileri olduğunu söyleyerek söze başlayalım. Evet, tüm insanların cinsel isteği bulunur ve tabu olan cinsel istekler maalesef çok dile getirilmese de herkes bu alanda fantezilere kapılır. Kimileri tarafından sapkınlık olarak kabul görse de herkesin cinselliğini keşfetme arzusu vardır ve bu bir özgürlüktür. Golden shower, oral seks cunnilingus, BDSM sahneleri, kostümler, eş değiştirmeler, partnerin üstüne başına boşalmak, grup seks partileri... yanaklarınız yeterince kızardıysa ve gözleriniz büyümeye başladıysa tabusuz sansürsüz, önyargısız, cinsel fanteziler dünyasına kısa bir bakış atalım kendimizi her yönümüzle keşfedip kabul etmeye hazırlanalım.

Ayna teorisi nedir? Psikolojide ayna etkisi

Jacques Lacan’ın ayna teorisine göre, kimliğimizi karşımızdaki kişinin üzerinden yansıtarak inşa ederiz. Dolayısıyla, karşımızdaki insanın sevip sevmediğimiz özellikleri kendi kişiliğimize ait sevdiğimiz ya da sevmediğimiz özelliklerinin yansımaları anlamına gelir. Ayna etkisi, ayna nöronlar sayesinde empati kurmanın bir yolu iken aynı zamanda savunma mekanizması olarak da işlev görebilmekte. Lacan' a göre ayna etkisini anlamak ve bu kavramı bilinçli şekilde kullanmak, günlük ilişkilerimizi önemli bir ölçüde etkileyebilir.

İyi hissetmek için sosyal medyada da sana eşlik edelim mi?

Psikologlar ve Koçlar ile buluşmalardan oluşan RDV Coaching serisini takip edin!

🎧 Spotify

İşe gidip gelirken, yürüyüşe çıkarken, yemek yaparken veya yerken, uyumadan önce veya sabah kahvaltıya eşlik etsin diye... Kendinle biraz kaliteli vakit geçirmek için koçlarla ve psikologlarla her hafta işlediğimiz konuları takip et!

Spotify üzerinden RDV Coaching serimizi Podcast şeklinde takip edebilirsiniz!

🎥 Youtube

Youtube'da boş boş dolanmaktan bıkanlara müjde! Kanala 💜abone ol , 🔔 bildirim zilini aç ve tabii, 👍videoları beğenmeyi ve ✍🏻 bize yorumlardan ulaşmayı unutma!

RDVCoaching serisi video hali!

Ve daha fazlası... Örneğin; Aslı ile Yoga seansları

Ayrıca dergide olup bitenleri Instagram ve Pinterest üzerinden sürekli paylaşıyoruz!

Dergide neler olup bittiğini sosyal medya paylaşımlarımızdan da takip edebilirsin! En sevilen içerikler, günlük mutluluk, destek ve motivasyon dozları! Kısacası kız kardeşlerin asla kaçırmaması gerekenler!

Instagram📸

📍Pinterest