Herkesi memnun etmek: neden sürekli onaylanmak zorundayım?

Hayatınızı başkalarının sizin hakkındaki fikirlerine abartılı bir önem vererek geçirmek istediğinize emin misiniz? Beğenilme arzusu, başkalarını memnun etmek için duyulan bu aşırı dürtü, derinlerde ciddi bir eksikliğin göstergesi olabilir. Başkalarını memnun etmek için mi yaşıyorsun? Kabul görmek için herşeyi yapıyor ve hayır demekte zorluk mu çekiyorsun? Onaylanmaya neden bu kadar ihtiyacınız var? Kendinizi bu dürtüden nasıl kurtarırsınız?

İnsan davranışlarını etkileyen en önemli etkenin ihtiyaçlar olduğunu ortaya koyan Maslow'a göre her insan farklı ihtiyaçlara sahiptir ve bu ihtiyaçların şiddeti kişiden kişiye farklılık göstermektedir. Fakat her insanda ortak kabul edilen beş temel ihtiyaç vardır ve hiyerarşik sıralaması da şu şekildedir: Fizyolojik ihtiyaçlar, güvenlik ihtiyaçları, ait olma ve sevgi ihtiyaçları, kabul görme, takdir ve saygı ihtiyaçları, kendini tamamlama ihtiyacı.

Sosyal varlıklar olan biz insanların kabul görme, onaylanma ve sevilme arzusu son derece normal bir arzudur. Peki ya kabul görmek ve beğenilmek adına kendi özümüzden uzaklaşan davranışlar sergiliyorsak? Beğenilmediğimiz zamanlar bu durumdan ötürü müthiş bir üzüntü çekmek ve başkalarının ne düşüneceği veya hissedeceğini aşırı önemsemek sağlıklı bir durum değildir.

"Başkalarının sizi ne kadar az düşündüğünü bilseydiniz, ‘onlar benim hakkımda ne düşünüyor’ diye bu kadar endişelenmezdiniz."

Eleanor Roosevelt

Beğenilme arzusu ve başkalarını memnun etme hastalığı 

Beğenilme arzusu veya bağımlılığı psikolojik bir olgudur. Başkalarını memnun etme hastalığı veya sendromu olarak da bazı kaynaklarda geçmektedir. Kişilerin sevilme ve kabul görme ihtiyaçları temelinde, hayatlarının birçok alanında diğer insanlardan olumlu dönüş almaya yönelik istek duymaları şeklinde tanımlanabilir. Kişi kabul görmek, beğenilmek ve ilgi odağı olabilmek için herşeyi yapacaktır.  

Sürekli başkalarını memnun etmeye çalışmak başlangıçta iyi niyetle başlar, sonra alışkanlık haline gelir ve sağlıklı olmayan bir hale dönüşür. Kendinden ödün vermek, başka insanların isteklerini ve düşüncelerini aşırı önemsemek, öyle ki kendi ihtiyaçlarını göz ardı ederek çevresindeki insanları memnun etmeye çalışmak. İş arkadaşları, patronu, arkadaşları, ailesi ve hatta başkaları tarafından sevilmek, onay ve kabul görmek için herşeyi yapmaya hazır olmak.  

Niye sürekli başkalarını memnun etmek zorundayım? 

Bu insan davranışı aslında kişide özgüven eksikliği, doldurulması gereken bir boşluk olduğuna işaret eder. Çocuklukta ebeveynleri tarafından yeterince ilgi ve takdir görmeyen bireylerde bu durum daha sık gözlenir. Çocukluktan gelen sevilme ve takdir edilme açlığı veya terk edilme korkusu ile hareket etmeye başlayan kişi, bu düşünce, duygu ve davranışlar döngüsü yüzünden insanları memnun etmeye çalışır. Aşırı fedakarlık yapan bu kişiler farkında olmadan genellikle korku ve güvensizlik hissederler. Aynı düşünceleri karşı taraftan göremeyince de hayal kırıklığı yaşarlar. Patolojik beğenilme arzusu daha sonra narsisizm ve duygusal bağımlılık şeklinde seyredecektir. Aşağıdaki bulgular sizi ne pahasına olursa olsun başkalarını memnun etme dürtüsüne sürükler. 

  • Güven ve özsaygı eksikliği
  • Kabul görme ihtiyacı
  • Herkesi baştan çıkarma arzusu
  • İmajını kabul ettirme ve değer görme ihtiyacı
  • Psikolojik acı ve derin bir huzursuzluk

Şaşmayan belirtiler

  • Başkalarının ne düşündüğü konusunda takıntılı olmak: sürekli başkalarının sizin hakkınızda ne düşündüğünü sorgularsınız ve bu soru sizi her gün yer bitirir.
  • Nefret edilmekten nefret etmek: durumu kendi lehinize çevirmek için bazen aşırı, ekstra özen gösterirsiniz.
  • Hayır diyememek: sürekli pohpohlama ihtiyacı duyuyor ve incitmekten çok çekiniyorsunuz, söz konusu bir arkadaş toplantısını reddetmek de olabilir, bir ilişkiyi bitirmek de. Sizi zor duruma sokacak teklifleri bile kabul etmeye meyillisiniz. Örneğin komşunuz sizden kedisine bakıcılık yapmanızı istediğinde, alerjiniz olduğu halde sizi zor duruma sokacak bu durumu kabul ediyorsunuz.

Bu davranış eğilimleri derinlerde bir acıyı, bir sıkıntıyı gizlemektedir. Görülme ve fark edilme ihtiyacı duymak, ilgi açlığınızın bir başka okumasıdır aslında. Patolojik beğenilme arzusu kişide depresyona sebep olabilir çünkü endişe ve kaygı taşır terk edilmekten korkarsınız. Özgüven ve özsaygı eksikliklerini başkalarının onlar hakkında ne düşündüğü veya hissettiği ile doldurursunuz.


“Başkalarına evet dediğiniz zaman, kendinize hayır demediğinizden emin olun.”

Paulo Coelho

Başkalarını memnun etme hastalığından nasıl kurtuluruz?

Peki bu problemi aşmak mümkün mü? Amerika’da New York Times en çok satanlar listesine girmiş olan “Herkesi memnun etme hastalığı” kitabının yazarı profesör Harriet B. Braker konu ile ilgili oldukça aydınlatıcı bilgiler paylaşıyor. Kitabın türkçe çevirisi maalesef bulunmamakta. Yazar kendinize tanı koyabilmeniz için bir test sunuyor ve size uygun kişilik/hasta tipini belirlemenizi sağlıyor. Daha sonra da bu durumdan kurtulmanız için kendinize uygun yöntemleri sizinle paylaşıyor. 

Sizin için yazarın değerli ipuçlarından bazılarını aşağıda sıraladık. 

  • Karamsar düşünmeyin: biriyle tanıştığınızda iradeden bağımsız olarak bir şey hissedersiniz. Beyniniz bir kısayol yaratır ve size karşınızdakinin hakkınızda olumsuz düşünebileceğini işaret eder. Bu durum, başkalarının hakkınızda ne düşüneceği korkusuyla bağlantılı ciddi bir sosyal kaygıyı ortaya çıkarır. Kendinize mutlaka sorun: Ben kendimi nasıl görüyorum? Kendime bakış açım neden olumsuz? Sizin kendinize karşı önyargılı bakış açınızı farkına varmak çok önemli bir adımdır.
  • Mükemmel olmadığınızı kabul edin: hayatta karşımıza bir çok farklı insan tipi çıkıyor. Hepimiz farklı ailelerde, farklı evlerde farklı hayat şartları veya yaşanmışlıklarla gelişiyor ve değişiyoruz. Bazı insanlarla uyuşmazlık göstermek kadar normal bir durum yoktur. Yakın hissettiğimiz insanlarla bile her noktada paralel olmamız neredeyse imkansız. Bazı insanlar sizi beğenmeyebilir, sizi onaylamayabilir ve sizi kabul etmeyebilir. Bazıları senden hoşlanmayacak, bu kaçınılmaz ama asla bir sorun değil. Sizi seven insanlara odaklanın ve moralinizi yüksek tutmak için onlarla zaman geçirin.
  • Hayır demeyi öğrenin: kolektif kültürlerde olduğu gibi bizim kültürümüzde de hayır demek, insanları reddetmek ciddi bir tabu. "Elalem ne der?"cilik. Cömertliğin sınırlarını ayıp olacak diye çizmekte zorlanıyoruz. Küçük alıştırmalarla başlayın. Öncelikle rahat olmalısınız. Hayır demek sizi suçluluk duygusuna itebilir. Hayır demek bencillik anlamına gelmez. Başkalarına hayır diyebilmek, sizin kendi mutluluğunuz, stres seviyeniz ve nasıl bir hayat yaşamak istediğinizle ilgilidir. Unutmayın; hayır aslında çevrenize nasıl bir davranış modeline, karakter yapısına sahip olduğunuz hakkında sinyaller verir ve olduğunuz kişi gibi yaşamanız için size alan sağlar. Hayırlar sınırlarınızı belirler.

Yazar ekibinin görüşü: iyileştirilmesi gereken bir bağımlılık

İlgi odağı olmak için her geçen gün aslında belki kendinizden bir parça kopuyor. Ve topladığınız başka parçalarla yeni roller ediniyorsunuz. İnsan önce kendisine ilgi göstermeli, kendisini kabul etmeli ve kendisini beğenmeli. Nasıl giyindiğimiz, ne düşündüğümüz, yaptığımız tercihler, duygu ve düşüncelerimiz başkaları için önemli olmamalıdır. Önemli olan ne kadar kendimiz olduğumuz ve kendimizi ne kadar geliştirdiğimiz olmalı.

Patolojik beğenilme arzusu ve herkesi memnun etme hastalığının sizde yarattığı kaygı ve endişeleri gidermek için, istemeden sürekli başkalarına göre yaşamaya ve takdir görmek için başkalarını merkeze koymaya başlarsınız. Bu sizi suistimale açık hale getirebilir. Bu sendrom öyledir ki farkedilmediği takdirde hayatınızın bir döneminde depresyon, yalnızlıkla ilgili sorunlar, anksiyete bozuklukları ve hatta intihar düşüncesine varan mutsuzluklara yol açabilir. Yardım almak ve özgüveninizi yeniden kazanmak için lütfen bir psikolog ile iletişime geçmekten çekinmeyin.


Çocukluk yaralarımız yetişkin hayatımızda bazı yanlış davranışsal eğilimlere neden olabiliyor. Herkesi memnun etme hastalığı bunlardan yalnızca bir tanesi. En yaygınlarından bir kaç tanesini daha sizler için derledik. 

Kahkahası ile meşhur, hayatı olabildiğince tiye alan birisi... Sloganı: aslında çok basit... Ne istiyor: Herşeyin çok ciddiye alınmadığı ve hayat sevincinin esas alındığı bir dünya...