Aşık olma korkusu: nedir ve nasıl aşmalı?

Aşk, nadiren kesinlik meselesidir. Her iki evlilikten birinin boşanmayla sonlandığına göre aşık olma korkusunun giderek toplumda yaygınlaştığını söylersek yanlış olmaz. Bu korku içinde derin endişeleri barındırır ve önümüzde engeller oluşturur… Mantığa dayanmayan bu korkulardan kurtulmamız önemli. Önce onları tanımamız, nedenlerini keşfetmemiz ve hangi yöntemlerle aşabileceğimizi öğrenmemiz gerek.

Özet:


Kalbin, aklın görmezden geldiği kendi sebepleri vardır… Aşkın aklımızı başımızdan alışı, sebep olduğu kontrol kaybı ve kırılganlık genellikle bizi korkutur. Aşktan tutku ve büyük çaplı heyecanlar bekleriz fakat aynı zamanda kalbimizi açmaya ve duygularımızı karşı tarafa aktarmaya cesaret edebilmemiz zordur…

Hiçbir uyarıda bulunmadan hayatımıza olmadık anda giren bu aşk ile karşılaştığında bazılarımız paniğe kapılır ve hatta kendi hikayelerini sabote edecek kadar anksiyete yaşayabilirler. Peki neden? Aşktan kaçmak için sebepler, erkeklerde aşk korkusu.. haydi beraber bakalım.

Aşık olma korkusu

Aşk korkusu veya aşık olma korkusu, aşık olmaya karşı mantıklı bir sebebi olmasa dahi kalıcı bir korku duymaktır. Aşk korkusuna sahip kişiler baştan çıkarıldıklarında veya çekici buldukları biri ile karşılaştıklarında ciddi anksiyete problemleri yaşamaktadır. Her ne kadar saklamak isteseler de fiziksel, psikolojik ve davranışsal bir takım belirtiler gösterirler. 

Korkuları ile yüzleşmek durumunda kaldıklarında panik atağa kapılıp kalp ritimleri hızlanır, nefes alışları artar hatta boğulma hissi yaşarlar. Aşırı terleme, baş dönmesi ve sıkça kusma gözlemlenebilir. Yakınlaşmaktan korkan aşk korkusuna sahip bireyler temastan veya yakın ilişkilerden mümkün olduğu kadar kaçarlar.

Aşık olma korkusunun kökenleri

Yani hepimiz aşktan korkarız ama eğer aşk fobiniz var ise bu durum ikili ilişkilerinizi ve yetişkin hayatınızı derinden etkileyebilir hale gelir. Terk edilme, hayal kırıklığına uğrama, aldatılma korkuları veya karşımızdakinin bize duyduğu sevgiye layık olmama hissi… bu korkunun altında bir çok neden yatabilir.

Fakat aşkın tam bir felaket olduğunu varsayan anlayışın en yaygın 3 ortak sebebi ise şöyle;

1) Çift olmanın kötü imajının çocukluk döneminde inşa edilmesi

Çift olma imajı çocukluk döneminde inşa edilir. Bu anlamda çocukluk dönemi önemli bir dönemdir. Çift olma hakkındaki ilk fikrimizi ebeveynlerimizin nasıl iletişim kurduğunu ve ilişkiyi nasıl yürüttüklerini gözlemleyerek oluştururuz.

2)Geçmişteki sancılı ilişkiler

Korkularınızın kaynağını belirlemek için kendinize doğru soruları sorun: Geçmişteki deneyimleriniz neye benziyor? Size hangi anıları bıraktı? Her yeni ilişki kaçınılmaz olarak geçmiş deneyimlerinizi ortaya çıkarır ve aynı zamanda ihanet gibi eski yaraları yeniden açabilir… Belki de şeytanlarınızla yüzleşmenin zamanı gelmiştir çünkü bunu ancak siz yapabilirsiniz.

3)Özgüven eksikliği

Kendimizi sevmediğimizde nasıl sevip seviliriz? Kendimize güvenimiz olmadığında, çok hızlı bir şekilde kısır döngüye girebiliriz ve bu rahatsızlık bir çok kopuşu beraberinde getirebilir. İstenmediğimize dair, yerimize başka birisinin koyulacağına veya aldatılacağımıza dair asılsız inançlar, bunlara bağlı korkular, endişe ve anksiyeteler partnerimizin de kaçmasına neden olabilir, onu korkutabilir veya kendisini bu sevgiye layık hissetmeyebilir.

Aşık olma korkusu ile başa çıkmak


Çok yaygın olmayan bir fobi gibi gözükse de bilim insanları bu konu üzerinde birçok çalışma yapmaktadır. Bu kaygının üstesinden gelmek  ve aşkın yolunu bulmanın en iyi yöntemi; durumu kabul etmek, kendine zaman tanımak ve açık fikirli olmaktır.

Kendinizi dinleyin

Aşkın henüz bitmemiş olduğu bir durumda yaşanan ayrılıklar derin yaralar bırakabiliyor. Veya gördüğümüz kötü örnekler bizi olumsuz etkileyebiliyor. Yıkıcı bir deneyimin ardından kendinizi yeniden inşa etmekte zorluk yaşıyorsanız başka bir aşka nasıl yelken açabilirsiniz ki? Yeni duygular beslemeyi düşünmeden önce, kendinizi dinlemeli, anlamalı ve onarmalısınız, belki eski ile barışmalı, affetmelisiniz. En önemlisi geçmiş ile şuanı ve geleceği ayırt etmelisiniz. Her ne ise hikayenin bittiğini ve birlikte yürümek için yaratılmadığınızı kabul ederseniz yeniliklere kalbinizi açmak daha kolay olacaktır.

Kendinize zaman ayırın ve kapılarınızı kapatmayın

Durumunuzu bir kere kabullendiğinizde; kendinizi tanımak, korkularınızla barışmak ve aşmak hatta derin arzularınız ile barışıp sizi heyecanlandıran şeyleri yapmaktan çekinmeniz için bir sebep kalmayacaktır. Duygularınızı yeniden tanımaya çalışın. İlk enerji akışının kollarına kendinizi bırakmak durumunda değilsiniz tabi ki ama kapılarınızı kapatmayın. Yeni deneyimlere kendinizi kapatmayın.


Unutmayın;

Siz de sevmekten korkuyorsanız geçmişinizi düşünmek için kendinize zaman ayırın: çocukluğunuz ve romantik ilişkileriniz size ne gösteriyor? Bunlardan ne gibi sonuçlar çıkarabilirsiniz? Ayrıca kendinizle bir bütün olabilmek ve huzurlu yaşamak için özgüveniniz üzerinde de çalışmayı düşünün. Sorunlarınızın nedenlerini bir kez anladığınızda duygusal anlamda yeni bir ilişkiye yatırım yapmaya hazır olacaksınız.

Romantik bir ilişkinin risk almak olduğunu yine de yaşamaya değer olduğunu anlamak ve kabul etmek önemlidir. Kendinize aşkı deneyimleme şansı verin!


Erkeklerde aşık olma korkusu

Romantik bir ilişkiden kaçmanın sebepleri, kadınlarda olduğu gibi erkeklerde aynıdır. Karşınızdaki erkeğin aşık olmaktan korktuğunu düşünüyorsanız bunu kendisinin çözmesi için ona mesafe koymalısınız. Bağlanmayı reddeden bir adamla karşı karşıya olduğunuzu düşünüyorsanız, onu beklememelisiniz veya ona yardımcı olmak için kendinize misyon edinmemelisiniz. Acı çekmekten ve aşk fobisinden kaçınmak için kendinize güvenin ve şu anda romantik bir ilişkiden gerçekten ne beklediğinizi düşünün. Bu adam beklentilerinize uymuyorsa bu ilişkiye bir son vermelisiniz ve özellikle ona uymaya ya da onunla bağ kurmaya çalışmamalısınız.

Uzman görüşü: korku ve aşk birbirinden ayrılamaz

Psikolog ve psikanalist Catherine Audibert’e göre, unutulmamalıdır ki “Aşk her zaman bir risktir çünkü bütün aşklar kendi içinde kaybetme riskini içerir. Korku ve aşkın birbirinden ayrılamaz olmasının nedeni budur ve aşık olabilmek için de kabul etmemiz gereken tam olarak budur.”

Sevdiklerinizle, yaşadığınız zorluklar hakkında konuşun, size yardımcı olabilir ve tavsiyelerde bulunabilirler. Bazen bir çözüm bulmak için durumları farklı bakış açılarıyla görmek yeterlidir. Eğer yeterli olmazsa, bu durumu  bir terapistle konuşmayı da düşünebilirsiniz.


İlginizi çekebilecek diğer makaleler; 

Kahkahası ile meşhur, hayatı olabildiğince tiye alan birisi... Sloganı: aslında çok basit... Ne istiyor: Herşeyin çok ciddiye alınmadığı ve hayat sevincinin esas alındığı bir dünya...

En yeni makaleler

Y Kuşağı, nedir? Y kuşağı “çalışan” özellikleri nelerdir?

31 yaşındayım, 90'ların başında doğdum, dolayısıyla Y kuşağının bir parçasıyım. Mesle...

Hemen oku

Yalnızlık neden olumlu olmasın? Kendinle kalmanın iyi yanları!

Bazıları ondan veba gibi kaçınıyor ama ben yalnızlığımı seviyorum. Ayrıca, yanılıyors...

Hemen oku

“Kendini boşlukta hissetmek”, bu his ne zaman geçecek?

Yaşama sevincini kaybetmek, artık hiçbir şey istememek, bu boşluk hissi ile alakalıdı...

Hemen oku

Yalnızlık ve boşluk hissi: nasıl başa çıkmalı?

Birbirimizi görmeden, farketmeden yan yana yaşayıp gidiyoruz. İlişkide veya sosyal ha...

Hemen oku

Uzaktan çalışma ve verimlilik: 7 altın kural

"Evden çalışma" da çalışmak anlamına gelir... Bütün zorluk burada yatmaktadır. Evin i...

Hemen oku

Beden olumlama hareketi: vücudumu olduğu gibi kabul ediyorum

Portakal kabuğu görünümünde bir cildim, selülitlerim, katlanan bir göbeğim hatta çatl...

Hemen oku

Durduk yere ağlamak: Sebepsizce ağlama isteği neden olur?

Sebep yokken, durduk yere ağlamak ruh haline bağlı olarak zaman zaman deneyimlenebili...

Hemen oku

Enneagram kişilik testi: kendini tanıma egzersizi

Daha mutlu ve huzurlu hissetmenin ilk şartı insanın kendisini tanıması ve kendi kişil...

Hemen oku

Psikolojik travma ve duygusal tepkiler: etkileri ve iyileşme

Sanırım hepimiz hayatımızın bir noktasında az çok travmatik olaylar yaşamışızdır. Ben...

Hemen oku

Neden seni tercih etmeliler? Mülakatta nasıl cevap vermelisin?

"Neden seni tercih etmeliyiz?" sorusunu mülakatlarda duyduğumda genelde donakalıyorum...

Hemen oku

Bizi takip edin!

Sosyal medya hesaplarımızı takip etmeyi unutmayın! Böylece yeni makalelerimizden anında haberdar olabilirsiniz!