İnkar: ideal bir savunma mekanizması mı?

Bazen hayat hazır olmadığımı anda bizi yakalayabiliyor. Zor olduğundan dolayı bir gerçekliği kabul edemediğimizde veya travmatik bir deneyim esnasında, beynimiz savunma mekanizmalarından birini harekete geçiriyor: inkar. Travma, savunma mekanizmaları, Freud ve psikanaliz. İnkar mekanizması, gerçekten iyi bir savunma yöntemi mi? İşte açıklaması.

Özet:

İnkar mekanizması, birincil (ilkel) savunma mekanizmalarından biridir. Bazı durumlarda kişi çok zor ve rahatsız edici türdeki yaşantılar karşısında, bu olayların varlığını veya yaşanmış olduğunu bilmezlikten, anlamazlıktan gelerek inkar edebilir. Bu şekilde olayları inkar etmek yolu ile onların yaratacağı heyecansal ve anlıksal sarsıntılardan ve uyum zorluklarından kurtulmaya ve doğabilecek kaygıları önlemeye çalışır.

Beyin, gerçekliğin bir gün bize yetişmesini ya da bizim kabullenme evresine geçip ona yetişmemizi beklerken, belirli bir süre artık ona erişemememiz için bir takım bilgileri kamufle etmeye çalışıyor. Bu arada, sanki hiçbir şey olmamış gibi hayatımıza devam ediyoruz. İşte buna da "inkar etme" veya "devekuşu sendromu" diyoruz. 

Gerçeğin reddedildiği savunma mekanizmaları; bireyin sağlıklı olmak adına kaçtığı, görmezden geldiği ve inkar ettiği örüntülerden ötürü, onun gerçeklik içinde sağlıklı bir yaşantıya sahip olmasına düşünülenin aksine imkan vermez. Yetişkin insanın rahatsızlık veren duygu, düşünce ve davranışları görmezden gelerek, gerçekte var olan bir durumu ortadan kaldırmak gibi çocukça fantezilerine geri dönmesi, onu daha sağlıklı ilişkilere, duygulara, düşüncelere ve davranış kalıplarına yönlendirmeyecektir.


Savunma mekanizmaları, Freudyan psikanaliz teorisinde bireyin gerçekleri manipülasyon, yadsıma ya da çarpıtma gibi yöntemlerle, sosyal olarak kabul edilebilir bir "öz-imajı" korumak ve sürdürmek için bilinçsizce geliştirdiği psikolojik stratejilerdir.


İnkar: alternatif bir yöntem

İnkar, beynimizdeki en yaygın savunma mekanizmalarından biridir. Hepimiz en az bir kere farkına bile varmadan az çok ılımlı bir şekilde karşılaşmışızdır bu mekanizmadan. Bilirsiniz işte, birine "devekuşu gibi kafanı kuma gömme artık" diye sitem etmişliğiniz vardır. Ve bu kişi, kendini sorguladığında, ortaya çıkan sorunun tamamen dışında hissettiğini savunur genelde, o kadar görmüyordur sizin gördüğünüzü. Bu inkar ilkesi olarak geçer.

🧠 Beyindeki bilgiyi erişilemez hale getirerek gerçekliği inkar etmeye yarayan tamamen bilinçsiz bir savunma mekanizması. Beynimizin inkar modu, aşılamaz olanın üstesinden gelmeyi başarmamıza yarayan, bir anda kabullenmesi zor olan bir durumu ve ağır bir gerçekliği, derinlere bastırıp, kutuyu daha sonra açacak olan anahtarı da denize fırlatmaya yarar. Bu, şu gibi durumlar için geçerli olabilir:

  • Duymak istemediğiniz haberler: acı haberle; sevilen birinin ölümü, hastalık vb…
  • Görmek istemediğimiz durumlar: bağımlılık (kişinin kendisi veya sevdiği biri olabilir, örneğin alkol, kumar, kötü beslenme vb.), Kaçınılmaz bir ayrılık, psikolojik veya fiziksel şiddet (aile içi şiddet, cinsel istismar vb.), taciz, tükenmişlik durumu vb...

➡ İnkar, travmatik olarak deneyimlenen bir olayın gerçekliğini tanımayı reddetmektir. Gerçek hayatımızda olanları kabullenme kapasitesi ile ilişkili olarak, bizi hayatımızın akışından ziyade sanki hiçbir şey olmamış gibi alternatif bir rotaya yönlendirir. Bu, duyguların yönetiminde gerekli bir savunma mekanizması olsa bile, bizi ancak bir süre çok yoğun psikolojik acıdan koruyabilecektir. Dolayısıyla bu anlık sapma hali yalnızca geçici olmak durumunda.

İnkar mekanizmasının kusurları

Kulağa müthiş bir psikolojik savunma mekanizması gibi geliyor olabilir, ama inkar mekanizmasının da elbette kusurları var. Öncelikle inkar etmek sadece geçici bir çözüm yöntemidir. Bu inkar sürecinde kişi, durumun gerçekliğini hesaba katmayıp enerjisini hayatının akışını takip etmek için kullanmıştır. Günlük hayata devam edebilmek için başımıza geleni inkar ettik çünkü psikolojik olarak kabul etmek ve zor gerçekliğe uyum sağlamak imkansızdı. İnkar dönemi, ne kadar uzun sürerse sürsün, sıkıca kapatılmış derinliklerdeki o kutu hiçbir bilgiyi yok edemez ve gerçekliği manipüle edemez. O kutu bir gün açılacak, içindeki duygular taşacaktır ve güzel bir sabah esnasında aniden tekrar ortaya çıkacaktır. Yüzleşme bir gün gerçekleşecektir. Gerçek aniden yeniden karşınıza dikilecektir.

Öyleyse bize yardımcı olan bir mekanizmadan çok, tam tersine, bizi gerçek olmayan bir dünyaya sürükleyen ve ardından da aynı sonuçlarla yüzleşmek için bizi yalnız bırakan bir mekanizmadan bahsediyor olabilir miyiz? Evet, o zaman, inkar, zor durumların gerginliğini ve endişelerini azaltacaktır, ancak aynı zamanda, bilinçsizce gerçekleşmiş olsa dahi inkarın da kendi içinde riskler barındırdığını kabul edelim. Aşırı durumlarda tam ters etkiye sahip olabilir ve nevrotik tepkiler, kaygı atakları, anksiyete ve fobilere, takıntılara ve hatta doğrudan ruhsal durumumuz ile ilgili tehlikelere mal olabilir...

İnkar mekanizması ilkel bir savunma mekanizması olduğundan dolayı oldukça istilacı olabilir. Öyle ki gerçeği görmezden gelebilmemizi sağlayabilen, zor bir gerçeklik karşısında koruyan bir tuzak, ama ne pahasına? Örneğin alkolizm gibi patolojiler bağlamında inkarı ele alalım. İnkar, alkoliğin özgüvenini korurken durumunu görmezden gelmesine izin verir, ancak sağlığını riske atmaya devam eder.

Çözüm mü? İlerleyebilmek için bilinçlenmek…

İnkar eden bir kişi, bu gerçek dışı dünyaya daldığı sürece problemini çözemeyecektir. Yeniden başlayabilmek veya tekrar devam edebilmek için farkındalığa ihtiyacımız vardır. Erteleyip, reddettikçe, durumun üstesinden gelip aşabilmek daha da zorlaşacaktır. Ancak, her şey bilinçaltında gerçekleşir, bu nedenle ne aile ne de yakın arkadaşlar birisini inkar aşamasından çıkmaya ikna edemez. Kişinin kendi içinde bir dönüşüm sürecidir bu. 

Sadece inkar etmekte olan kişi, zamanı geldiğinde, gerçekle yüzleşmek, uyumlanmak ve kabullenmek adına adım atabilecektir. Yeni koşullara uyum sağlamak için yavaş yavaş inkarından vazgeçecektir. Acıyı işlemeyi, analiz etmeyi, kabullenerek iyileştirmeyi, görünmez zihinsel zincirleri bırakmayı mümkün kılacak olan farkındalıktır. Bu yüzden çevresel olarak kişiyi desteklemenin tek yolu, farkındalık yolculuğunda kişiye eşlik edebilmektir.

Psikolojik destek almaktan çekinmeyin

Açıklanamayan bir rahatsızlık ve buna neden olacak yanlış bir şeyler olduğunu anladığınızda, bir terapiste danışmaktan çekinmemelisiniz. İnkar durumunda, bir sofroloğa danışmak, nefes alma ve gevşeme egzersizleriyle rekonstrüksiyon çalışmalarına başlamaya yardımcı olabilir. "Burada ve şimdi" üzerinde çalışmak, beden ve zihin uyumu üzerinde çalışmak size yardımcı olacaktır.

Kaynak

Neptün Psikoloji

PDR Birimi

Kahkahası ile meşhur, hayatı olabildiğince tiye alan birisi... Sloganı: aslında çok basit... Ne istiyor: Herşeyin çok ciddiye alınmadığı ve hayat sevincinin esas alındığı bir dünya...

En yeni makaleler

Manipülatör bir narsisti alt etmek: nasıl başa çıkacağım?

Yeter! İmajının incinmesine, sürekli olarak manipüle edilmeye ve kendini aşağılık vey...

Hemen oku

10 aile içi çatışma yönetimi önerisi

Aile içi ilişkilerde hepimiz daha hassas oluruz. Ama aile içi gerginlik yaşamak aslın...

Hemen oku

Tartışmadan kaçmak: kaçınma davranışı benliği sindirince...

Sevdiğim biriyle aramda gerilimin arttığını hisseder hissetmez kaçınma davranışı göst...

Hemen oku

İnsanın kendini sorgulaması ne demektir?

Şüphe etmek ve kendini sorgulamak insan olmayı anlamlı kılan, güçlü bir yanımız aslın...

Hemen oku

Daha iyi bir yaşam için: farkındalık meditasyonu

Farkındalık meditasyonu pratiğini duymayan kaldı mı? Vücut, nefes ve düşünceler… Yava...

Hemen oku

Toksik anne ne demek? Anneme nasıl sınır koyarım?

Psikojik bir danışmanın anneliğin kutsal olup olmadığı tartışmasını açmasının ardında...

Hemen oku

Bel sağlığı için tavsiyeler; tedavi değil önleyici yöntemler

2019 yılında Türkiye’de 15 yaşından büyük bireylerin başlıca hastalık/sağlık sorunlar...

Hemen oku

“Aniden sinirleniyorum.” Öfke size zarar vermeden...

Günlük hayatta hiç öfke patlaması yaşamadığını düşünen varsa bu makaleyi kapatsın! He...

Hemen oku

Gelmeyen yetişkinlik, tutuklu kalmış ergen = 30 yaş sendromu

Korkarım ergenlikte gelmemiş isyan hali 30 yaş sendromu şeklinde kendini gösteriyor. ...

Hemen oku

Başaramamaktan korkmak mı? “Başarmaktan” korkmak mı?

Başarısızlık korkusu altında bazen daha az konuştuğumuz bir korku yatar: başarı korku...

Hemen oku

Bizi takip edin!

Sosyal medya hesaplarımızı takip etmeyi unutmayın! Böylece yeni makalelerimizden anında haberdar olabilirsiniz!