Sosyal medya mutluluğu engelliyor olabilir mi?

tarihinde Damla , Wengood yazarı tarafından güncellendi

Sosyal medyanın zararları konusu her geçen gün hararetlenir iken paralel olarak platformlar çeşitleniyor ve alan gittikçe büyüyor. Sosyal medya olarak adlandırılan bu sanal ortam, kullanıcı tabanlı olmasının yanında kitleleri ve insanları bir araya getirmesi ve aralarındaki etkileşimi arttırması bakımından önemli. Bu “like” ve “takipçi sayısı” çılgınlığı doğamızı değiştirmiyor değil. Mutluluk ve sosyal medya birbirine doğrudan ilişkili olmasa da bugün bağlantımız kopsa mutlu olacağımızı söylemek de zor. Sosyal ağların sorunu tam da bu. Onlar moralimizi bozduğu kadar yükselten de mecralar. Yani tam bir aşk/nefret ilişkimiz var. Beğeni yarışı, kendini karşılaştırma, ideallerin olur olmaz tanımları ve boşa harcanan onca zaman... Peki ya sosyal ağlar mutluluğumuza bir engel teşkil ediyor ise?

“Sosyal medya mutsuzlaştırıyor”

İnsan psikolojisi üzerine teknoloji ve sosyal medyanın etkisi artık inkar edilemeyecek derecede aşikar. Sosyal medya insanların mutlu olduklarını başkalarıyla iletişime geçerek paylaşmaları için bir olanak sağlayarak ortaya çıkmıştı. Eş dosttan haber alamayanlar paylaştıkları karelerle yakınlaşmış, dünyanın bir ucu ile diğer bir ucu kavuşmuştu. Aslında internet kullanımının nereden nereye geldiğini en iyi, bir zamanlar saatlerce bilgisayar başında ICQ, Yahoo! veya MSN kullanmışlar anlar.

Mutluluk ilüzyonu

Mutluluk, zamanla devam eden bir esenlik duygusudur. Ana bileşenleri, huzur ve kendinizle iyi hissetme yeteneği, diğer bir deyişle iç dünyanızın zenginliğidir. Sosyal ağların oldukça uzak iki yönünden bahsedelim şimdi de.

Hayatın anlarını sosyal medyada paylaşmak, var olma, görülme, onaylanma ve başkaları tarafından sevilme ihtiyacından kaynaklanıyor. Sosyal medya paylaşımlarıyla insan bu doygunluklara ulaşabiliyor. Bu nedenle en çok fotoğrafı paylaşan kişi veya her zaman daha özgün, daha güzel ve daha da kışkırtıcıyı kovalama gibi bir gereksinim doğuyor.

Günün sonunda yüzlerce paylaşım arasında surf ederken, oldukça monoton yüzlerce gün batımı fotoğrafı yüzlerce arnavut kaldırımlı sokakla kesiştiğinde tek beklentimiz bunların arasında “bizim de var olduğumuzu hissetmek” oluyor. Çok sık katıldığımız ve dinginliği veya içselliği teşvik etmeyen “yapay bir arayış”... E, huzur ve içsel dinginlik olmayınca, tabi ki “Güle güle mutluluk.” 👋

Sosyal medya mutluluğu gerçekten engelliyor mu?

Sosyal medya ile ilgili “etkileşim” kavramı çok önemli. Bu etkileşim kavramı “başkalarıyla kendini karşılaştırma” için alt zeminini oluşturacak olan şeyin ta kendisi. Arkadaşlarımız bizden daha mı güzel? Daha iyi mi giyinmiş? Bizden daha mı çok eğleniyorlar? Ben herkesten daha mı yalnızım? 

👍Beğeni ve yorumlar özgüvenin temellerini oluşturur hale geliyor. Sanki bir "like", "kişisel fikir ve hissiyatımızdan" daha değerliymiş gibi.

Sosyal medya kullanımının olumsuz etki ve sonuçlarını öngörebilmek için, ustaca kurgulanmış Black Mirror’ın efsanevi bölümü "Nosedive" gibi sosyal medya tarafından yönetilen bir dünya hayal edin. Hikaye basit, herkes toplumu düzenleyen bir derecelendirme sisteminde yaşıyor, herkes notunu yükseltmek ve böylece daha büyük bir daire veya uçakta daha güzel bir yer gibi ayrıcalıklar elde etmek için başkalarını memnun etmesi gerekiyor… Kabus gibi değil mi?

Hayatımızda zor bir an başımıza geldiğinde internet görünürlüğünden ve hatta sosyal hayattan uzaklaşmak isteriz. Sosyal ağlardaki bu kendini geri çekme veya görünürlük kaybı, en güçlüler internette sergiledikleri mutlulukları ile zayıflar üzerinde baskı kurmaya devam edince durum daha da zorlaşıyor. Günün sonunda, yetersizlik ve yalnızlık olmak üzere bunun gibi olumsuz duygulara kapılabileceklerini söylemek heralde gerekmiyor.

Röntgencilere sınırsız olanaklar

Sosyal medya kullanımı aynı zamanda gizlenmeyi mümkün kılıyor. Kim olduğunuz hakkında en ufak bir bilgi vermeden mecralarda yer alan hesaplar arasında turlayabilirsiniz. Sosyal medyada vakit geçirenlere bir sorarsanız, büyük bir çoğunluğun onu, başkalarını eleştirmek, hatta kimilerinin başkalarını taciz etmek için kullandığını söyler. Sosyal medyada linç kavramı artık literatürümüzde yerini aldı. 

Kapıların arkasında, tacize uğrayan kişi veya “linç edilmiş” kullanıcı kendini aşağılanmış hissedecek, hatta depresyona sürüklenip intihar fikri ile yüzleşebilecek. Abarttığımı sanıyorsunuz ama, herkesin bugüne kadar en az bir sosyal medya haberi ile karşılatığına eminim. Özellikle ergenlik yaşlarında bir çok genç arkadaşları arasında bu şekilde rencide edilip intihara sürüklenebiliyor.

Sosyal medya ifade özgürlüğünün esas alındığı bir yer, fakat sadece fiziki ve toplumsal ağların olduğu değil, aynı zamanda, çeşitli suç ve ihlallerin gerçekleştiği bir yer. Kişilik hakkı, bu ortamda en çok ihlal edilen hak. 

👨🏻‍⚖️Karalama, hakaret, veya üçüncü şahısların hak ihalleri. Bunların hepsinin yasalarla cezalandırılabileceğini unutmayın.  

Bu nedenle akımına kapılıp kendimizi kaybetmemek için özel hayat ile sosyal hayatı birbirinden ayırmak önemli. Özellikle çocukları, sosyal medyanın yoğun kullanımı ile oluşabilecek depresyon, sosyal medyanın bağımlılık yapıcı bir tarafının var olduğunu ve tabii tüm akıllı telefon veya tablet gibi teknolojilerin tehlikeleri konusunda eğitmenin çok önemli olduğunu unutmayın.

Sosyal medyanın keyifli yanları da yok değil

Sosyal ağlar, sosyal olarak bütünleşmemize izin veriyor, bu da bize güven veriyor. Günümüzde bir çok hak mücadelesinin nasıl da hemencecik sosyal medya gücü ile değişebildiğine hepimiz şahidiz.

Benlik saygısı ve özgüven eksikliği, narsistik bir takım boşluklar düzeltilerek sosyal medya aracılığıyla da iyileştirilebilir yani. Geçmiş anın fotoğrafını çekmek, mutluluğu yakalamanın, bu olayı ömür boyu ölümsüzleştirmenin bir yolu herkese ileride dönüp bakmak için iyi gelecektir. Fotoğraf çekmek bizi gerçeklikten koparmaz, tam tersine o ana daha çok bağlanır ve anı daha iyi değerlendiririz. Her şeyde olduğu gibi, aşırılıklar asla iyi olmamak ile birlikte dediğimiz gibi iyi yanları da yok değil.

💫Asıl önemli olan sosyal medyanın bir araç olduğunu ve onun sizi değil sizin onu kontrol ediyor olmanız gerektiğini unutmamak, yani sosyal medyanın olumsuz etkisi ve olumlu yanlarının bilincinde olarak kullanımın sağlanması gerekiyor.

Yazar ekibi: evet... ama ölçülü!

Sosyal ağlar mutluluğumuzu etkileyebilir ama aynı zamanda bize zevk de verebilir. Sosyal medya bağımlısı olduğunuzu mu düşünüyorsunuz yoksa olabilecek birini tanıyor musunuz? Bizce yapılması gereken, mutlaka bir psikolog ile görüşme sağlamanız.

Kaynak

Journal of Yasar University 2010 20(5) 3348‐3382

Mine KAYA

Kaleme alan Damla , Wengood yazarı

Kahkahası ile meşhur, hayatı olabildiğince tiye alan birisi... Sloganı: aslında çok basit... Ne istiyor: Herşeyin çok ciddiye alınmadığı ve hayat sevincinin esas alındığı bir dünya...

En yeni makaleler

Başarı nedir? | Başarılı olmak isterken kendini ıskalama!

Toplumumuzun başarı ve güce taptığı bir zamanda, hepimiz takdir görme ve başarlı olma hayalleri kurarız, peki bu yolda kalmayı nasıl başarabiliriz? Ayaklarınız yere basarak başarıyı kovalamak için nelere ihtiyaç var? Başarı için taviz vermek zorunda mıyız? Başarının tanımı nedir? Değerlerini ve bütün varlığını inkar etmeden başarıyı yakalamak mümkün mül? Her şeyi başarmak zorunda mısın? Attığın taş ürküttüğün kuşa değiyor mu? Başarılı hissetmek ve başarısız hissetmek hakkında konuşuyoruz!

Bacakta selülit VS Mayo | Selülitli kadınlar için tüyo!

Selülitli bacak ve plaj imtihanı! Merak etme, sadece sana özel değil. Selülitli bölgeye ne iyi gelir?, selülit oluşumuna engel olan 5 besin! başlıklı internet makalelerini az dolaşmadık hepimiz! Biliyor musun, cilt yüzeyindeki bu ‘portakal kabuğu’ görünümü olarak bilinen selülit, kadınların % 80-90’ında görülüyor, zaten. Yani selülit görünümünde kız kardeşler birbirimizi darlayacağımıza gelin, yaz aylarında, mayo ve bikini giydiğimizde bu yağ dokusunu nasıl saklayabileceğimiz hakkında birbirimize tüyolar verelim. "Selülit küçük bir sivilce gibidir, ya kabul ederiz ya da kamufle etmek için hileler kullanırız!

Overthinking | Bir overthinker için el kitabı!

Fazla düşünme sorunu ve bu sorunla nasıl başa çıkılır, aşırı düşünmek nasıl kontrol altına alınır üzerine okuduğum en kapsamlı ve en kadın dostu kaynak, Susan Nolen-Hoeksema tarafından yazılan "Çok Düşünen Kadınlar" kitabıydı. Overthinking kavramı gün ışığına çıktığından beri, en kötüsünü hayal ederek geçirdiğim saatler, tek kelimeyle, durumları baş ağrısı sebebine çevirdiğim anları gözden geçirdim. Overthinking ne demek? Bir overthinker neden aşırı düşünür? ve aşırı düşünmekten nasıl kurtulur? biz bize konuşuyoruz! Hey, overthinker! Merak etme bu yazı sana yardımcı olacak!

(Okyanus Fobisi) Talassofobi nedir? Talassofobi testi yap!

Engin denizlerin, okyanusların fotoğraflarının, derin su kütlelerinin kimileri için korku verici olduğu aklınıza gelir miydi bilmiyoruz ama böyle bir korku var ve hatta en spesifik fobilerden biri bile denebilir. Böyle bir durum gerçekten de var ve sandığınızdan daha fazla insan bu fobiye sahip. Talassofobi tanım olarak deniz ve okyanus gibi engin su kütlelerinden korkma durumu olarak biliniyor. Yaz tatillerini, mavi yolculukları bırakın masmavi okyanus manzaralarına bakmayı dahi size zehir eden bu korku hakkında daha fazla bilgi yazının devamında! Okyanus korkusu nasıl tetiklenir? Okyanus korkusu nasıl geçer? Okyanus korkum olup olmadığını nasıl test edebilirim?

Kendinden şüphe etmene neden olan 16 gaslighting cümlesi

Gaslighting, aşırıya kaçıldığında kurbanları gerçeklik algılarını sorgulamaya ve akıllarını kaybettiklerine inandıkları noktaya kadar zorlamaya iten bir duygusal manipülasyon biçimidir. Şimdi, bu duygusal istismar yöntemi romantik ilişkilerde sıklıkla ortaya çıksa da, yalnızca aşka özgü değildir. İş hayatı, arkadaş çevresi, akrabalar da farkında olmasa da bunu yapabiliyor. Gaslighting belirtilerini tespit etmek her zaman kolay değildir, çünkü bu bir tür gizli duygusal istismar olarak kalır. Bu yüzden sadece bir uyarı olarak, bunlardan herhangi birini duyarsanız, sınırlarınızı korumanız gerektiğini bilin.

Gaslighter, narsist sapkınlar onun yanında masum kalır

Bu yazı bir toksik manipülasyonun ve psikolojik şiddetin yani bir gashlighter’ın kurbanının öyküsünü içerir. Gaslighting yani "sanrıya zorlama" en manipülatif psikolojik şiddet türlerindendir. Hafıza, algı ve akıl sağlığını sorgulayıp irdelemeye iten bir çeşit kötü yönlendirme olarak tanımlanabilir. Tecrübe ile sabit, kişi kendisini ve duygusal olarak maruz kaldıklarını gerçeklik algısı ortadan kalktığı için bir türlü çözümleyemezken, şiddete uğrayan kurban kontrol altında tutmaya çalışılarak uzun süre etkisinden çıkılamayan bir mağduriyete sebebiyet verir. Gaslighting kadına yönelik şiddet ve aile içi şiddet vakalarında sıklıkla görülen bir tür. Kendinizden şüphe etmeye başladıysanız, gelin size kendi yaşadıklarımı anlatayım.

Mentör ve kariyer koçu Özlem Şen

Merhaba ben Özlem Şen, yaşam boyu öğrenci olmaktan o kadar keyif alıyorum ki kendi öğrendiğim doğruları öğretme çabasının çok çok ötesinde; insanların kafasında bir soru işareti oluşturabilir miyim, kendini ve potansiyelini fark ettirebilir miyim, bir dönüşüme ve gelişime yol açabilir miyim bakış açısı ile ‘dönüşüm ve gelişim mentorlüğü’ yapmaya çalışıyorum.

Kadından güler yüz beklemek niye? Canım isterse gülerim!

Benim aslında sorun olmayan bir sorunum var. Güler yüzlü bir insan değilim. Güler yüzlü olmak bir zorunluluk mu? Bence güler yüzlü olmamak gayet normal; yüzümü illa güldürmeyen duygularım ve fikirlerim var, o kadar! “Erkekler, güler yüzlü kadın sever”, “Kadın dediğin güler yüzlü olur.”, “Öyle asık suratlı olursan, seni beğenmezler”... Bana her şeyi yakıp yıkma isteği veren bir şey varsa o da bu tür seksist yaklaşım ve dayatmalar. Kadınlara yönelik bu dayatmalara artık tahammül edemiyorum. Bize gülümsememizi söylemeyi bırakın! Veya kahkaha atarken nelere dikkat etmemiz gerektiğini söylemeyi! Kadın ve güler yüz beklemek: neden cinsiyetçi bir yaklaşım?

Psikolog mu, yaşam koçu mu? | Kime gitmeliyim?

Wengood’da gezinirken belki fark etmişsinizdir, hemen hemen her yazıda ruh sağlığı uzmanları ile görüşme fikrinin altı çizilir. Peki hangi ruh sağlığı uzmanı, veya psikolojik destek alabileceğiniz profesyonel sizin ihtiyacınıza karşılık geliyor? Psikiyatriste mi gitmeliyim? Psikoloğa mı gitmeliyim? Veya bir yaşam koçu ile görüşsem yeter mi? Neden bir psikolog yerine koça danışmalıyım, ya da tam tersi? Her bir profesyonel, farklı konulara yanıt veriyor, bu yüzden kime başvurmanız gerektiğini bilmelisiniz. Bu makale, bu nedenle, karşılaştığınız sorunlara göre başvurulması gereken destek mekanizmalarının farklılıkları üzerine yoğunlaşacak.

Aslı Gülaydın: yoga ve mindfulness

Merhaba, hoşgeldiniz 🕉️ Ben Aslı. Yoga hocasıyım. Pozları, pozlarla ilgili ipuçlarını, yogayı ve onunla kurduğum ilişkiden doğanları anlatıyorum bir süredir.

Bizi takip edin!

Sosyal medya hesaplarımızı takip etmeyi unutmayın! Böylece yeni makalelerimizden anında haberdar olabilirsiniz!