Toksik pozitiflik: sürekli mutlu olmaya çalışmak iyi değil

tarihinde Yudum , Wengood yazarı tarafından güncellendi

Toksik pozitiflik veya toksik olumlama, yani olumsuz duyguları reddetmek. İyimserlik iyidir tabii ama insanın mutsuz hissetmeye hakkı yokmuş gibi hissettirilmesi sağlıklı bir durum değil. "Geçer", "güçlü ol", "her şey eninde sonunda normale dönecek", “senden daha kötü durumda olanlar var, böyle yapma”. Bunlar defalarca sizi teselli etmek için söylendi belki, ama böylesine iyimser ve olumsuz duyguları yok sayan tutum bazen toksik hale geliyor. Neden mi? Çünkü kendimize kötü hissetmeyi yasakladığımızda, zihin acı duyguları bilinçaltına iterek gündelik hayatta yokmuş gibi yapabilse de birgün çok daha derin mutsuzluklar deneyimleme riskine neden olur.

Toksik pozitiflik: sürekli mutlu olmaya çalışmak iyi değil
Özet


“Hayatta değerli olan her şey, üstesinden gelinmiş olan bir olumsuz deneyim yoluyla kazanılır. Olumsuzluktan kaçma, kaçınma veya inkar girişimleri eninde sonunda geri tepecektir. Acıdan kaçınmak daha büyük acı çekmek anlamına gelir.”

Sürekli pozitif olmak

"Toksik pozitiflik, sadece olumlu duygulara ve hayatımızın olumlu yönlerine odaklanmamız gerektiği fikridir. Zor duyguları veya zamanları görmezden gelirsek çok daha mutlu olacağımıza olan inançtır."

Olumluyu görmek, çoğu zaman zorlukların üstesinden gelmenize ve kendinizi dünyanın dertlerinden korumanıza yardımcı olur. Aynı zamanda sevdiklerimize güven vermenin, onları nasıl teselli edebileceğimizi bulmanın bir yoludur. Ancak her şeyde olduğu gibi aşırılık zararlı ve hatta zehirlidir. Bu şekilde daha mutlu olacağımız düşüncesiyle kötü hissetmekten kaçınmak ve olumsuz duygu ve hisleri görmezden gelmek tamamen verimsizdir.

Olumlu tarafından bak ama olumsuz duyguları görmezden gelme

Sık sık toksik olumlamalara, iyi hissetme halini benimsemeye, her zaman umutlu olmaya yemin ederek gerçek duygularınızla bağınızı kopartıyor olduğunuzu fark edeceksiniz. Oysa duygularınızı görmezden gelmenin sağlıklı bir tarafı yoktur.

Gerçekten de, stres, üzüntü, hayal kırıklığı, kaygı gibi negatif duygularımızı görmezden gelmek, onların bir süre sonra kaybolacağı anlamına gelmez. Tam tersine! Duyguyu yok saymasını şu anda başarabilseniz de, ileride bu işlenmemiş duygular hiç olmadık yerde hiç olmadık şekillerde yine ortaya çıkacaktır. 

Ne demiş Freud; “İfade edilmemiş duygular asla ölmez, sadece diri diri gömülür ve sonradan daha korkunç şekillerde tezahür ederler.” Evet, Freud, psikolojik sıkıntıların neredeyse tamamının bastırılmış düşüncelerden, arzulardan ve duygulardan kaynaklandığına inanır.

Kısacası, pozitif olmak iyidir, ancak duyguları tanımak ve kabul etmek çok daha iyidir.

Toksik pozitifliğin ruh sağlığı ve psikolojik etkileri

Toksik olumluluk aslında acıyı hesaba katmamaya ve dolayısıyla tedavi etmemeye iten bir inkar davranışı. Ancak, duygusal deneyimlerimiz ve ruh sağlığımız hafife alınmamalı. Masanıza dökülen bir bardak kahve görmezden gelmek ile nasıl uçup gitmiyorsa, pozitif olmaya da bu şekilde inkar ederek ulaşılamaz.

Başkalarının dertlerine veya sıkıntılarına karşı da bu böyledir. Başkalarının sorunlarına her zaman olumlu teselliler ile tepki vermek, ne yazık ki, onları bu konu hakkında konuşmak istememeye iter. Oysa ki, birinin bizi dinlediğini ve yanımızda olarak bizi desteklediğini hissederek iyileşebiliriz. 

Yalnızlık veya zorunlu bir gülümsemeye hapsolmak, duygularını gizlemek daha fazla strese, içe kapanıklığa, kontrol edilemeyen olumsuz duygu ve düşüncelere ve hatta bazen depresyona yol açabilir.

Tam da bu noktada belirli bir olumsuz hayat deneyimini kendisi için olduğu kadar başkaları için de kabul etmenin önemi ortaya çıkar. Bazen bir arkadaşınıza endişelenmemesini ve her şeyin yoluna gireceğini söylemek yerine, ona, "şu anda yaşadığı şeyin berbat olduğunu düşünüyorum, ihtiyacın olduğunda buradayım" demek çok daha iyileştirici olabilir.

Ne yapalım yani, karamsar mı olalım?

Kendinizi sürekli iyi hissetmeye ve bu nedenle toksik pozitifliğe kaptırarak sorunlarınızdan kaçınmak çözüm değil, ancak kendinizi karamsarlığa kilitlemek de tabi ki iyi değildir. Toksisiteyi daha sağlıklı bir şeye dönüştürmelisiniz.

Sağlıklı pozitif ol

Toksik pozitifliğin üstesinden gelmenin ilk adımı, her birimizin içinde bir arada var olan karmaşık bir duygu paleti olduğunu kabul etmektir. 

Olumlunun içinde kaybolmadan iyi olmanın temeli, dışsallaştırabilmektir: küçük de olsa zaferlerinizi kutlamak ve başarısızlıklarınız hakkında konuşmak. 

Sevdiklerinize veya bir psikoloğa güvenmede sorun mu yaşıyorsunuz? Konuşmak istemiyor musunuz? Öyleyse yaz. Terapötik yazma egzersizini hiç duydunuz mu? Yazı terapisi ile olumsuz düşünceleri bırakacaksınız ve onlar da senin içinde yaşamayı ve ebedileşmeyi bırakacaklar.

Yazar notu: Sosyal medya toksik pozitifliği besliyor

Toksik pozitiflik sosyal ağlarda sıklıkla tekrarlanıyor. Mutsuzluktan kurtulmak için, her ne pahasına olursa olsun pozitif ol, pozitif kal. Bu sizce mümkün mü? Bir insanın hayatında olumlu deneyimler olduğu kadar olumsuz deneyimler de vardır. Sizi siz yapan tüm bu deneyimlerin toplamıdır.

Peki toksik pozitiflik nasıl engellenir? Hesaplarınızı sonsuza kadar silmenize gerek yok, sadece biraz temizlik yapın. Bazı gönderileri gördükten sonra melankolik olduğunuzu, ve şüpheye düştüğünüzü fark ederseniz, takibi bırakın.

Mutsuz hissetmek veya iyi hissetmemek anormal değildir.

🤗"KENDİNİ DİNLE, KABUL ET VE MUTLU OL! HEMEN ŞİMDİ, BAŞLA..."
#BornToBeMe


Kaleme alan Yudum , Wengood yazarı

🤩Hayatımı fiziksel ve zihinsel harekete adadım. 🖋️Yazmayı, 💭düşünmeyi, 📖okumayı ve 🔎araştırmayı çok seviyorum. 😺💕🧘‍♀️Kedim ve yoga matım vazgeçilmezim.

En yeni makaleler

Sağlıklı ilişkiler ve sosyal hayat | Olmazsa olmaz 7 unsur!

Sosyal bağları, bizim en temel ihtiyaçlarımızı besleyen bir damar olarak düşünürsek, ilişkilerimizin ne kadar sağlıklı olup olmadığı hayatla baş etme şeklimizi, bakış açımızı, ruh sağlığı durumumuzu doğrudan etkiliyor. Örneğin; sağlıklı iletişim kuramadığım insanlarla etkileşimlerde bulunmak beni mutsuz ve hayata pozitif bakamayan bir insan haline getirebilir. Öyleyse, insanlarla ilişkilerimden neler beklemeliyim sorusunu kendimize sormakta fayda var.

Sağlıklı iletişim nedir? Temel koşulları nelerdir?

Birisi ile iyi geçinmek, her zaman sağlıklı iletişim kurduğunuz anlamına mı gelir? Bence bu mümkün değil. Sağlıklı iletişim dediğimiz tarafların kendilerini özgürce ifade edebildikleri bir alandır bence. İletişim süreci iletişim kurarken kendimizi ne kadar doğru ifade ettiğimiz ile doğrudan ilişkilidir. Etkili iletişim kurmanız için bir çok teknik mevcut elbette, ancak biz bugün sağlıklı iletişim kurmanın temel koşullarından bahsedeceğiz. Daha bireysel bir bakış açısıyla kendimizi ifade edebilmenin önemini vurgulayacağız. Çünkü sağlıklı iletişimin temel koşullarını farkında olmak ilişkilerimizi kurmak için de oldukça önemlidir.

Control freak hastalığı | Kontrol deliliği nasıl aşılır?

Hayatınızda olup bitenler gibi çevrenizde olup biten şeyleri de kontrol ettiğinizi mi fark ediyorsunuz? İşler beklediğiniz gibi gitmediğinde panik atak, aniden sinirlenme, huzursuzluk veya alınganlık? Bir control freak söz konusu olduğu zaman stres ve kontrol etme veya yönetme takıntısı hem (farketmese de) kişiyi hem de çevresindekileri yorar. Kontrol takıntısına sahip olduğunu düşünüyorsan doğru yerdesin! Control freak hastalığı nedir? Hayatınızı nasıl etkiler? Olumlu ve olumsuz yanları nelerdir? Hepsini fark etmenize yardımcı olacak bir içerikle karşınızdayım.

İhanet nedir? Kazık yediğinizde tavrınız ne olmalı?

İster arkadaştan gelsin ister sevgiliden, ihanet son derece acı vericidir. Özellikle de yakın insanlardan geliyorsa... Kazık yemek, hayal kırıklığı, öfke, haksızlığa uğramışlık gibi çok yoğun ve olumsuz duyguları tetikler, dolayısıyla sağlıklı düşünmek zorlaşır. Kendinizi ve özgüveninizi yeniden nasıl inşa edebilirsiniz? İhanete uğradıktan sonra bu zorlukların üstesinden gelmek için 5 ipucumuz.

Dişil enerji nedir? Dişil enerjiyi yükseltme yolları

İnsanlar da dahil olmak üzere evrendeki enerji dengesinin oluşturduğu "bütünün" her bir parçasında dişil ve eril enerji mevcuttur. Günümüzün yaşam koşulları, tatmin olma hissimizi başarı, güç ve paraya odakladığı için, biz kadınlar farkında olmadan "eril enerjiye" kapılıyor ve dişil enerjimizi bastırabiliyoruz. Dişil enerji hayatın akışına uyum sağlama ve yaratıcı yönünü kucaklamayı temsil eder. Aynı zamanda duygularımızın ve sezgilerimizin yansıması olarak kabul edilir. Duygularımızın ve sezgilerimizin yansıması olarak kabul gören dişil enerjiyi yükseltmek içsel sürecimiz ile uyum sağlamak ve ruhu beslemek ve yaşam enerjisini yeniden uyandırmak için çok önemli.

Cinsel fanteziler & Psikoloji | Sex fantezileri bize ne söyler?

Hepimizin, sahip olduğumuz hayal dünyasında cinsel fantezileri vardır. Cinsel yaşam her ne kadar toplumumuzda tabu olarak görülse de kişide cinsel uyarılmayı tetikleyen fantezilerin olması gayet normal ve sağlıklı. Kişinin hayal ve zevk dünyasına kalmış olan bu fanteziler kişiden kişiye değişse de, bir takım yaygın cinsel fanteziler mevcut. Çünkü cinsel fantezilerin çoğu aslında psikolojik ihtiyaçlarla ilişkili. Ait olmak, sahip olmak, beğenilmek, arzu ve heyecan... Bu yazıda en yaygın 9 cinsel fantezi ve psikolojik açıklamaları var.

En Yaygın Sex Fantezileri | 7 cinsel fantezi kategorisi

Öncelikle sex fantezileri tamamen normaldir. Herkesin cinsel fantezileri olduğunu söyleyerek söze başlayalım. Evet, tüm insanların cinsel isteği bulunur ve tabu olan cinsel istekler maalesef çok dile getirilmese de herkes bu alanda fantezilere kapılır. Kimileri tarafından sapkınlık olarak kabul görse de herkesin cinselliğini keşfetme arzusu vardır ve bu bir özgürlüktür. Golden shower, oral seks cunnilingus, BDSM sahneleri, kostümler, eş değiştirmeler, partnerin üstüne başına boşalmak, grup seks partileri... yanaklarınız yeterince kızardıysa ve gözleriniz büyümeye başladıysa tabusuz sansürsüz, önyargısız, cinsel fanteziler dünyasına kısa bir bakış atalım kendimizi her yönümüzle keşfedip kabul etmeye hazırlanalım.

Ayna teorisi nedir? Psikolojide ayna etkisi

Jacques Lacan’ın ayna teorisine göre, kimliğimizi karşımızdaki kişinin üzerinden yansıtarak inşa ederiz. Dolayısıyla, karşımızdaki insanın sevip sevmediğimiz özellikleri kendi kişiliğimize ait sevdiğimiz ya da sevmediğimiz özelliklerinin yansımaları anlamına gelir. Ayna etkisi, ayna nöronlar sayesinde empati kurmanın bir yolu iken aynı zamanda savunma mekanizması olarak da işlev görebilmekte. Lacan' a göre ayna etkisini anlamak ve bu kavramı bilinçli şekilde kullanmak, günlük ilişkilerimizi önemli bir ölçüde etkileyebilir.

Mesajına cevap vermiyorsa ne yapmalı?

Birinin gönderdiğiniz mesaja cevap vermemesi veya geç cevap vermesi "ben önemli değilim" gibi hissettirebilir. Şu anda bence eskisinden çok daha yaygın bir davranış bu. WhatsApp'ta mavi tik, son görülme, ve hatta yanıtın geleceğini gösteren küçük noktaları bile gördünüz ama sonra hiçbir şey olmadan ortadan kayboldular... Ama neden? Neden mesajıma cevap vermiyor? Bu olayı bu kadar kişiselleştirmemek için size bazı ipuçlarım var...

İyi hissetmek için sosyal medyada da sana eşlik edelim mi?

Psikologlar ve Koçlar ile buluşmalardan oluşan RDV Coaching serisini takip edin!

🎧 Spotify

İşe gidip gelirken, yürüyüşe çıkarken, yemek yaparken veya yerken, uyumadan önce veya sabah kahvaltıya eşlik etsin diye... Kendinle biraz kaliteli vakit geçirmek için koçlarla ve psikologlarla her hafta işlediğimiz konuları takip et!

Spotify üzerinden RDV Coaching serimizi Podcast şeklinde takip edebilirsiniz!

🎥 Youtube

Youtube'da boş boş dolanmaktan bıkanlara müjde! Kanala 💜abone ol , 🔔 bildirim zilini aç ve tabii, 👍videoları beğenmeyi ve ✍🏻 bize yorumlardan ulaşmayı unutma!

RDVCoaching serisi video hali!

Ve daha fazlası... Örneğin; Aslı ile Yoga seansları

Ayrıca dergide olup bitenleri Instagram ve Pinterest üzerinden sürekli paylaşıyoruz!

Dergide neler olup bittiğini sosyal medya paylaşımlarımızdan da takip edebilirsin! En sevilen içerikler, günlük mutluluk, destek ve motivasyon dozları! Kısacası kız kardeşlerin asla kaçırmaması gerekenler!

Instagram📸

📍Pinterest