Bu belirsizlik beni öldürüyor! 7 adımda psikolojik dayanıklılık

tarihinde Damla , Wengood yazarı tarafından güncellendi

Beklenmedik anda gelen iş toplantısı, reddedilen randevu, iptal edilen uçuş, kötü giden bir saç kesimi kararı, kısacası kendini beklenmedik anda bulmaca… Öngörülemeyen gelişmeler, karşılaşılan zorluklar, aksiliklerin üst üste gelmesi veya belirsizlik, insan psikolojisini tolerans seviyesine bağlı olarak olumsuz etkiliyor. Stres, kaygı, öfke veya şaşkınlık. Kontrolü kaybetmek ve hatta panik atak aksilikler karşısında en yaygın tepkiler. Ancak belirsizlik hayatın bir parçasıdır ve hiçbir koşulda kaçınmak mümkün değildir... Öyleyse, beklenmedik bir olay karşısında öfkeli davranışlar göstermek niye? Neden beklenmedik gelişme bizi bu kadar etkiler, bu kadar tepki niye? Belirsizliğe karşı tolerans ve psikolojik dayanıklılık için tavsiyeler...

Özet

Oldukça planlı ve organize bir insan olduğunuzu varsayalım. Diyelim ki, hem profesyonel hem de kişisel yaşamınızda her şeyi bir orkestra şefi edasıyla yönetebilme becerisine sahipsiniz. Peki bu, beklenmedik bir anda karşılaşılan aksilikler fenomeni, sizin hiç karşınıza çıkmıyor anlamına mı gelir? Biliyorum ki, hayır!

Panik yapmayın yalnız değilsiniz, hayat size olduğu gibi diğerlerine de kötü süprizler yapabiliyor. Planlarınızı alt üst eden gelişmeler ve sonunda hiçbir şeyin sizin kontrolünüzde olmadığı gerçeği ile yüzleşme. Belirsizlik ilkesi, kuantum fiziği, evren ve sonsuz olasılıklar vs derken, bunları kuantumculara bırakalım, ve biz öngörülemeyen karşısında, öngörülebilir yönetim becerilerimizi geliştirelim ve daha çok beklenmedik olaylara karşı tepki verme durumu ve psikolojik dayanıklılık üzerine yoğunlaşalım.

➡ İstenmedik ve beklenmedik olaylara karşı tepki nedenlerini ve neden bu kadar sarsıldığınızı anlamak, kriz yönetimi ve psikolojik dayanıklılık için ilk adım olacaktır.

Beklenmeyen olaylar karşısında neden bu kadar stres oluyorum? Belirsizlik kaygısı nedir ve neden kaynaklanır?

Bu pandemi, karantina derken, her şey iptal edilip birlikte planlanan her şey suya düşünce hepimiz nasıl da stresle dolduk, hatta panik ataklar geçirdik. Çoğu zaman, bir program değişikliği karşısındaki hayal kırıklığı, kişinin planladığını yapma telaşı ve arsuzu ile doğru orantılıdır.

Kendinizi hazırladınız, her şey düşünüldü, beklentileriniz var. Bir anda ortaya çıkan aksilik sonucu, beklenen değil beklenmeyen gerçekleşti ve bu belirsizliğe yol açtı. Belirsizlik ve kaygı, sizi bir hayal kırıklığına sürüklüyor.

Somurtarak giden bir çocuk gibi, artık hiçbir şey umrunuzda değil, mavi şekeri istediniz, ama olmadı, ellerinde kırmızı var ama siz artık şeker dahi görmek istemiyor haldesiniz. Çözümlere kendinizi kapattınız ve öfkeli hissediyorsunuz. Verdiğiniz tepkinin aşırılığı sizi bile şaşırttı belki ama kontrolünüzde olmayan dış etkenler sizi çileden çıkarmaya yetti.  

Şu an elde ne var? İki kat zarar, hem beklentilerinizi karşılayamıyor hem de sinir olmuş bir şekilde yapıcı tepkiler vermekten aciz hissediyorsunuz.

Belirsizlik toleransı

Hayatın belirsizlikleriyle baş etmekte bu kadar zorlanıyorsanız, bunun nedeni muhtemelen hayatı eksiksiz organize ederek yönetmek isteyen birisiniz. Organize olmak iyidir, ancak kontrol deliliğine dönüştüğü sürece, bu makaleyi okuduktan sonra anlayacaksınız ki, bu durum talihsiz bir özellik haline gelebilecek.

hayat biz gelecek için planlar yaparken başımızdan geçenlerdir.

Hiç de haksız sayılmaz! Adım adım geleceği planlamak, ne yapacağını bilmek için kendini zorlamak yerine ya da başka bir deyişle “hayatı planlama takıntısının esiri olmak” yerine her şekliyle hayatın tadına vararak, andan keyif alarak, dolu dolu yaşamaktır esas olan! Bazen ne yapacağını bilememek iyidir! 

Planlar bir takıntı haline geldiğinde, güvensizlik duygusu ile ilişkilendirilebilecek daha derin bir kaygıyı gizler. Olaylar üzerindeki kontrolümüzü kaybettiğimizde, kendimize şunu hatırlatmayı atlıyoruz. Bir A planı oluşturma yeteneğine sahip isem, pekala bir B planı ve hatta C planı da oluşturabilir, veya öngörebilirim. Bu başlı başına daha güven verici bir durum değil mi?

Böyle düşünmeyi başarırsak, beklenmedik zamanlarda ortaya çıkan tehlikeli durumlar karşısında gerçekleştiremediğimiz bir planı düşünmek yerine, değişikliğe uğramış bir yol haritasından söz edebiliriz. 

➡ Kendinize güvenmek, daha çok herhangi bir şeyle yüzleşmek için hazırlıklı olduğunuzu bilmektir.

Yine geldi çocukluk travmaları!

Bu muhtemel güvensizliğin kaynağını bulmak için çocukluğunuza bakmak bir çözüm olabilir. Sizin için daima orada olan iyi niyetli bir çift helikopter ebeveyniniz var ise, muhtemelen kendi başınızın çaresine bakmanıza izin vermediler. Ve böylece hayal kırıklıkları ile sıkça karşılaşmadınız. Yanlış kararlar vermediniz. Pürüzler ile sıkça uğraşmadınız ve her koşulda nasıl çözüm bulacağını tam bilemeyen fakat yetenekli ve akıllı bir insan haline geldiniz.

Sorumluluk almak ilk seferinde kesinlikle karmaşık görünür. Ehliyetinizi yeni aldınız ve ailenizin müsait olmaması nedeniyle şehirler arası ilk seyahatinizi yalnız yapmak durumundasınız ve bir şeylerin ters gideceği fikri sizi felç ediyor. Otobüs biletlerine bakmadan önce derin bir nefes alın! Yapabilirsiniz, belki sorunlarla başa çıkmanız gerekecek ve her şey yolunda gitmeyecek fakat, başarma kapasitesine sahipsiniz! Aksi takdirde o küçük kağıt size verilmezdi.

Müşterilerle kaybedilmemesi gereken bu toplantı, bir anda erkene alınmak zorunda kaldı. Yeterince hazırlıklı olmadığınızı düşündüğünüz için huzursuz hissetmenize neden oldu.

Mükemmelleştirmek için elinizden geleni yaptığınız bu evliliğin gidişatı, eşiniz tarafından beklenmedik bir şekilde yön değiştirdi. Ani bir ayrılık ile baş etmeniz gerekiyor. Aklınıza bile gelmezdi değil mi? Çünkü ona çok fazla zaman ve enerji ayırıyordunuz.

Örnekler arttırılabilir, ancak unutmayın ki her altından kalktığınızda ve hayatın gerçekleriyle yüzleştiğinizde güven kazanacak (ve hatta kendinizle gurur duyacaksınız). Stres, kendinizi hazır hissetmediğinizden veya yukarıda bahsedildiği gibi güven eksikliğinden değil, aynı zamanda belirsizlik ve tehlikede hissetme ile tetiklenir.

➡ Ayrıca hayal gücü eksikliği çekiyor veya şaşkınlık verici olaylara fırsat vermiyor ve işlerin iyi de gidebileceğini kabul etmiyor olabilirsiniz. Unutmayın, ancak tek bir senaryo yoktur, mutlu son için pek çok olası senaryo vardır! Her şey size ve tutumunuza bağlı!

Kabullenme eşiği veya tolerans testi

Herkesin bir hoşgörü derecesi var! Sonuçlar birbirini izlediğinde ve hiçbir çözüm mümkün olmadığında, belirli durumları kabul edilemez bulmak normal. Ama tepki şekli herşeyi değiştirir. Kabul eşiğiniz hakkında düşünmenize yardımcı olacak öngörülemeyen durumlara bazı örnekler sıraladık:

1. Uzun süredir, yogaya başlamak istiyordunuz. Tam motive hissettiniz ve haftasonu ilk seansınızı ayarladınız. Dersten 3 saat önce, hocanız rahatsız olduğunu haber verdi. Ne yaparsınız?  

  • Hayal kırıklığı ile eve dönüp, her seferinde çabalarınızın karşılık bulmamasına sinirlenir ve bir kutu dondurma yersiniz.
  • Günler torbaya girmedi ya. Sakin kalıp, bu boşluğu hafif bir yürüyüş ve rahatlama ile değerlendirirsiniz.

2. Uçağınızın 10 saat rötar yaptığını öğrendiniz. Aktarma yapıyordunuz ve ilk defa gittiğiniz Moskova'da sıkışıp kaldınız.

  • Hayata küfredip, bir bekleme alanında kös kös oturur musunuz?
  • Ya da olumlu yönden bakıp, şehri biraz ziyaret etmek ve havalimanından çıkmak için plan mı yaparsınız?

3. Yalnızca uçlarından alınsın diye tarif ettiğiniz kuaför tuttu saçlarınızı 5 parmak kesti.

  • Saçlarınızın o an uzamayacağını bile bile sinirlenir ve kuaföre ateş mi püskürürsünüz?
  • Ya da olan olduğundan, ve geri dönmeyeceğinden tekrar uzayana kadar kısa saçlarda yapacak yeni saç modellerine mi bakarsınız?

Psikolojide 90/10 kuralı !

psikolojide 90/10 kuralı

Kural der ki; hayatın %10'u, başınıza gelenlerden oluşur. Diğer %90'ı ise sizin bunlara nasıl tepki verdiğinize göre gelişir. Yani aslında başınıza gelenlerin %90’ı sizin kontrolünüzde! Nasıl mı?

Örnek

İlk senaryo; işe yetişeceksiniz, çocukların kahvaltısının bitmesini ve okula gitmelerini bekliyorsunuz. Oğlanın eli portakal suyuna çarptı. Eteğiniz battı. Sinirlendiniz. Çocuk ağlamaya başladı. Kavga, kıyamet tam bir aile faciası. Servis geldi. O kargaşada şoförün telefonunu veya kornalarını duymadınız. Servis kaçtı. Çocuğun okula ulaştırılması gerekecek. İşe mecburen 1,5 saat gecikeceksiniz.

Diğer senaryo; Portakal suyu devrildi, siz sakin kaldınız. Çocuklar kahvaltıyı bitirirken, siz üstünüzü değiştirdiniz. Servis geldi. Çocuklar gitti. Ortalığı toplayıverip çıktınız. Sakince işinize ulaştınız. Ofise en fazla 20 dakika geç girdiniz. Stressiz bir gün başlangıcı ise bonus!

Sonuç: gerçekleşen şey aynı; sizin kontrolünüz dışında portakal suyunun devrilmesi. Sizin kontrolünüzde olan ise verdiğiniz tepki. Gidişatı belirleyen ise o tepkinin ta kendisi. 😉


Öngörülemeyen olaylar karşısında psikolojik dayanıklılık

Beklenmedik olaylara ve kontrol edilemeyen unsurlara karşı tepkilerinizi hala yönetemiyorsanız paniğe kapılmayın - beklenmedik durumlarla başa çıkmanın ve değişen durumlara uyum sağlamanın yolları mevcut. İşte ipuçları:

1. Gerçeği olduğu gibi kabul etmek

Başlaman gereken yer burası. Öngörülemeyen olayların, hayatın sonu olmadığını veya kaçınılamaz şeyler olduğunu kabul ederek başlayın. Çünkü hayat senaryoyu yazdığınız bir film seti değildir. Veya hiçbirimiz The Sims içinde yaşıyor değiliz. Bizden başka birçok aktör var ve planlamalar, ertelemeler, son teslim tarihleri, işbirliği eksiklikleri, uyumsuzluklar ve daha niceleri üzerinde hiçbir kontrolünüz yok!

2. Duyguları yönetmek

Tepkilerinizi kontrol edebilirsiniz. İlk içgüdünüz şaşkınlık, itiraz ve paniktir, ve bu doğaldır. Ancak, o an bir adım geri atmanın yararlı olabileceğini hiç düşündünüz mü? Olaylara biraz uzaktan bakmak ve sakin kalmak, bir çözüm bulmak için durumun ciddiyetini, önünü arkasını değerlendirmek, son dakika değişikliğinden dolayı öfke patlaması ve stres gibi bir duruma sokmanın ötesine taşıyacaktır.

3. Esnek olmak

Artık öngörülemeyen durumların hayatın bir parçası olduğunu bildiğinize ve bunları sorgulamayı, onlarla savaşmayı bıraktığınıza göre, programınızı sağlıklı bir şekilde ayarlayabilirsiniz. Öngörülemeyeni öngörmek, işin püf noktası. Beklenmedik bir şey olursa diye B planları yapmaktan veya programınızda bazı boşluklar bırakmaktan çekinmeyin. Esneklik hayatınızı kolaylaştıracak.

4. Pozitif düşünmek, bardağın dolu tarafını görmek

Kendinize hayatın önceden değişmez kurallarla yazılmadığını ve işlerin ilerledikçe şekilleneceğini hatırlatın. Beklenmedik acı veya tatlı olaylar, günlük hayatınızı canlandırıyor gibi düşünün, bu da sonuçta iyi bir haber, değil mi? Yıllar öncesinden bildiğiniz bir hayat yaşadığınızı hayal edin. İnanılmaz sıkıcı olurdu! Biraz şaşırmak insanı yaşadığına ikna eder. Deneyim kazandırır. Anı yaşamaktan sizi alıkoyan tutumlardan kurtulun. 

5. Oportünist olmak

Merakınıza ve dünyayı keşfetme arzunuza izin verin, çünkü her beklenmedik olay sizi başka bir yere götürecek ve her durumun size öğretecek bir dersi veya sizi tanıştıracak yeni insanları var. Belirsizlik aynı zamanda bambaşka fırsatlar anlamına gelir.

6. Yardım istemek

Tüm iyi niyetimiz ve azmimize rağmen, zaman veya yetersizlikten bazen bir çözüm bulamayabiliriz. Bu durumda çevrenizdekilerden yardım istemekten çekinmeyin. Kimse hayatın kaprislerinden kaçınamaz, bu yüzden çoğu insan sizi anlayacaktır! Sorunlarınızı paylaşın ve yardım isteyin!

7. Unutmayın, her şey insanlar için!

Aksi ispatlanana kadar, unutma, sen bir robot değil, insansın! Bu nedenle, senin de planların herkesinkiler kadar geçerli. Hayatın öngörülemezlik ilkesi senin için de geçerli.  Öyleyse şimdi biraz kontrolü bırakma ve işleri perspektifimizi değiştirerek ele alma zamanı!

Yazar: Pratik yapın!

Hayatı olduğu gibi, bilinmeyen ve öngörülemeyen payıyla birlikte kabul etmeyi öğrenebilirsiniz. Ve kim bilir, belki hayatın sarsılmasına ve sizi şaşırtmasına izin vermekten bile zevk almaya başlayabilirsiniz! Uyum yeteneğinizi her gün arttırmak için egzersiz yapmak mümkün. Yeni bir fırını, yeni bir yolu, yeni tarifleri test edin… Sınırlarınızı, tercihlerinizi genişletin, esnekliğinizi arttırın.

Bazı insanlar için yeni bir fırın denemek, risk almayı temsil edecektir. Güvenli alanlarına ve tolerans sınırlarına göre, esneklikte ne kadar ileri gidebileceklerine karar vermek herkesin kendi bileceği iş."

🤗"KENDİNİ DİNLE, KABUL ET VE MUTLU OL! HEMEN ŞİMDİ, BAŞLA..."
#BornToBeMe


Kaleme alan Damla , Wengood yazarı

Kahkahası ile meşhur, hayatı olabildiğince tiye alan birisi... Sloganı: aslında çok basit... Ne istiyor: Herşeyin çok ciddiye alınmadığı ve hayat sevincinin esas alındığı bir dünya...

En yeni makaleler

Emzirmek istemiyorum | Emzirmek istemeyen anne olmak

Sütüm var, ama ben emzirmek istemiyorum. Hemen aklınıza “neden ki?” sorusu geldi biliyorum. Kimileriniz ise daha baştan “Sütün varken neden evladından sakınıyorsun!” diye yapıştırdı lafı! Nedenini merak edenler de, eğer bu soruyu yaptığımın iyi anneliğe sığıp sığmadığı konusunda bir karara varmak için soruyorsa, merak etmeyin, hangi seçimi yaparsa yapsın, anne hep yeterince anne olacak. Dünya Sağlık Örgütü (WHO) 6 aya kadar emzirmeyi öneriyor ve bu konuda fikri olan herkes onlardan taraf görünüyor. Öte yandan emzirmek istemeyen anne de olabilir! Emzirmek istemiyorum, ve iyi bir anne olduğumu düşünüyorum çünkü bebeğim sağlıklı ve mutlu.

Başarı nedir? | Başarılı olmak isterken kendini ıskalama!

Toplumumuzun başarı ve güce taptığı bir zamanda, hepimiz takdir görme ve başarlı olma hayalleri kurarız, peki bu yolda kalmayı nasıl başarabiliriz? Ayaklarınız yere basarak başarıyı kovalamak için nelere ihtiyaç var? Başarı için taviz vermek zorunda mıyız? Başarının tanımı nedir? Değerlerini ve bütün varlığını inkar etmeden başarıyı yakalamak mümkün mül? Her şeyi başarmak zorunda mısın? Attığın taş ürküttüğün kuşa değiyor mu? Başarılı hissetmek ve başarısız hissetmek hakkında konuşuyoruz!

Bacakta selülit VS Mayo | Selülitli kadınlar için tüyo!

Selülitli bacak ve plaj imtihanı! Merak etme, sadece sana özel değil. Selülitli bölgeye ne iyi gelir?, selülit oluşumuna engel olan 5 besin! başlıklı internet makalelerini az dolaşmadık hepimiz! Biliyor musun, cilt yüzeyindeki bu ‘portakal kabuğu’ görünümü olarak bilinen selülit, kadınların % 80-90’ında görülüyor, zaten. Yani selülit görünümünde kız kardeşler birbirimizi darlayacağımıza gelin, yaz aylarında, mayo ve bikini giydiğimizde bu yağ dokusunu nasıl saklayabileceğimiz hakkında birbirimize tüyolar verelim. "Selülit küçük bir sivilce gibidir, ya kabul ederiz ya da kamufle etmek için hileler kullanırız!

Overthinking | Bir overthinker için el kitabı!

Fazla düşünme sorunu ve bu sorunla nasıl başa çıkılır, aşırı düşünmek nasıl kontrol altına alınır üzerine okuduğum en kapsamlı ve en kadın dostu kaynak, Susan Nolen-Hoeksema tarafından yazılan "Çok Düşünen Kadınlar" kitabıydı. Overthinking kavramı gün ışığına çıktığından beri, en kötüsünü hayal ederek geçirdiğim saatler, tek kelimeyle, durumları baş ağrısı sebebine çevirdiğim anları gözden geçirdim. Overthinking ne demek? Bir overthinker neden aşırı düşünür? ve aşırı düşünmekten nasıl kurtulur? biz bize konuşuyoruz! Hey, overthinker! Merak etme bu yazı sana yardımcı olacak!

(Okyanus Fobisi) Talassofobi nedir? Talassofobi testi yap!

Engin denizlerin, okyanusların fotoğraflarının, derin su kütlelerinin kimileri için korku verici olduğu aklınıza gelir miydi bilmiyoruz ama böyle bir korku var ve hatta en spesifik fobilerden biri bile denebilir. Böyle bir durum gerçekten de var ve sandığınızdan daha fazla insan bu fobiye sahip. Talassofobi tanım olarak deniz ve okyanus gibi engin su kütlelerinden korkma durumu olarak biliniyor. Yaz tatillerini, mavi yolculukları bırakın masmavi okyanus manzaralarına bakmayı dahi size zehir eden bu korku hakkında daha fazla bilgi yazının devamında! Okyanus korkusu nasıl tetiklenir? Okyanus korkusu nasıl geçer? Okyanus korkum olup olmadığını nasıl test edebilirim?

Kendinden şüphe etmene neden olan 16 gaslighting cümlesi

Gaslighting, aşırıya kaçıldığında kurbanları gerçeklik algılarını sorgulamaya ve akıllarını kaybettiklerine inandıkları noktaya kadar zorlamaya iten bir duygusal manipülasyon biçimidir. Şimdi, bu duygusal istismar yöntemi romantik ilişkilerde sıklıkla ortaya çıksa da, yalnızca aşka özgü değildir. İş hayatı, arkadaş çevresi, akrabalar da farkında olmasa da bunu yapabiliyor. Gaslighting belirtilerini tespit etmek her zaman kolay değildir, çünkü bu bir tür gizli duygusal istismar olarak kalır. Bu yüzden sadece bir uyarı olarak, bunlardan herhangi birini duyarsanız, sınırlarınızı korumanız gerektiğini bilin.

Gaslighter, narsist sapkınlar onun yanında masum kalır

Bu yazı bir toksik manipülasyonun ve psikolojik şiddetin yani bir gashlighter’ın kurbanının öyküsünü içerir. Gaslighting yani "sanrıya zorlama" en manipülatif psikolojik şiddet türlerindendir. Hafıza, algı ve akıl sağlığını sorgulayıp irdelemeye iten bir çeşit kötü yönlendirme olarak tanımlanabilir. Tecrübe ile sabit, kişi kendisini ve duygusal olarak maruz kaldıklarını gerçeklik algısı ortadan kalktığı için bir türlü çözümleyemezken, şiddete uğrayan kurban kontrol altında tutmaya çalışılarak uzun süre etkisinden çıkılamayan bir mağduriyete sebebiyet verir. Gaslighting kadına yönelik şiddet ve aile içi şiddet vakalarında sıklıkla görülen bir tür. Kendinizden şüphe etmeye başladıysanız, gelin size kendi yaşadıklarımı anlatayım.

Mentör ve kariyer koçu Özlem Şen

Merhaba ben Özlem Şen, yaşam boyu öğrenci olmaktan o kadar keyif alıyorum ki kendi öğrendiğim doğruları öğretme çabasının çok çok ötesinde; insanların kafasında bir soru işareti oluşturabilir miyim, kendini ve potansiyelini fark ettirebilir miyim, bir dönüşüme ve gelişime yol açabilir miyim bakış açısı ile ‘dönüşüm ve gelişim mentorlüğü’ yapmaya çalışıyorum.

Kadından güler yüz beklemek niye? Canım isterse gülerim!

Benim aslında sorun olmayan bir sorunum var. Güler yüzlü bir insan değilim. Güler yüzlü olmak bir zorunluluk mu? Bence güler yüzlü olmamak gayet normal; yüzümü illa güldürmeyen duygularım ve fikirlerim var, o kadar! “Erkekler, güler yüzlü kadın sever”, “Kadın dediğin güler yüzlü olur.”, “Öyle asık suratlı olursan, seni beğenmezler”... Bana her şeyi yakıp yıkma isteği veren bir şey varsa o da bu tür seksist yaklaşım ve dayatmalar. Kadınlara yönelik bu dayatmalara artık tahammül edemiyorum. Bize gülümsememizi söylemeyi bırakın! Veya kahkaha atarken nelere dikkat etmemiz gerektiğini söylemeyi! Kadın ve güler yüz beklemek: neden cinsiyetçi bir yaklaşım?

Aslı Gülaydın: yoga ve mindfulness

Merhaba, hoşgeldiniz 🕉️ Ben Aslı. Yoga hocasıyım. Pozları, pozlarla ilgili ipuçlarını, yogayı ve onunla kurduğum ilişkiden doğanları anlatıyorum bir süredir.

Bizi takip edin!

Sosyal medya hesaplarımızı takip etmeyi unutmayın! Böylece yeni makalelerimizden anında haberdar olabilirsiniz!