Kadınların en sık duyduğu toksik cümleler
Duygu ve düşüncelerinizi ifade ederken
yargılayıcı dil kullanmaktan kaçınmalıyız. Amaç ister karşıdakini yönlendirmek, “akıl vermek”, ister teselli etmek veya motive etmek olsun, yorum yaparken toksik olarak nitelendirilebilecek cümleler kurmamaya özen göstermeliyiz❗Empati yeteneği, gözlem, ve paylaşılan ortak duygulara odaklanan, şiddetsiz iletişim ve pozitif dil hakkında biraz okuma yapmanızı tavsiye ederken bu içeriğe ayırdığımız konumuza hızlı bir giriş yapıyorum.
Aşağıda: kimseye söylenmemesi gereken suçluluk duygusu uyandıran cümlelerin bir listesi mevcut. Şu toksik cümlelerden bir vazgeçsek artık?
1.“Bunu yemesen daha iyi olur.” / “Bir tabak daha mı yiyeceksin?”
Şu kadınların önündeki tabaklarla ilgili yorum yapmak adet olmuş. İster 50 kilo ol ister 120 kilo, herkesin bir yorumu var. İnsanlar ne yediğinize müdahale etme hakkına sahip değil. Kendimize de hatırlatalım: biz de, diğer insanların nasıl ve ne yediği hakkında yorum yapmak zorunda değiliz.
Herkes kendi tabağına baksın arkadaş! 🍽️
2. “Gerçekten, bunu mu giyeceksin?”
İstediğimizi giyme hakkımız var: kapalı, renkli, dar, bol, kısa, uzun, delikli, yırtık… Bir kıyafeti giymeye karar vermişsek, belli ki içinde rahatızdır veya kendimizi öyle iyi hissetmişizdir. Sorun şu ki, insanlar görünüşe göre yargılamaya çok müsaitler.
🚫 En kötüsü de kadının giydiği kıyafetin taciz için bir neden olduğunu iddia etmek. Hayır! Cinsel taciz, bir şiddet türüdür ve kadının tacize uğrama nedenlerine ilişkin kadının kılık kıyafetine, konuşmasına, tavır ve davranışlarına yönelik bakış açıları kabul edilemez.
3. “Umarım emzirmeyi planlıyorsundur… Süt yapıcı şeyler yiyorsun değil mi?”
Hele anne olunca bütün seçimlerimiz sorgulanıyor. Ebeveyn olduğumuzda suçluluk duygusu hisetmeye çok daha müsait hissediyoruz çünkü söz konusu çocuklarımız olunca çok daha hassasız.
Anne olduğunuzda duyduğunuz toksik yorumlardan biri emzirme konusu üzerine yapılır. Emzirme seçimi çok kişisel bir şeydir ve sadece bize bağlıdır🤱. Müstakbel bir anneye bu konuda fikrimizi vermek zorunda olmadığımız gibi, özellikle de bize sormadıysa ona yorum yapma hakkımız yoktur. Eminim kendi doktoru ile bu konuda konuşmuştur bile.
4. “Neden mutsuzsun? Mutlu olmak için her şeye sahipsin!”
“Mutlu olmak için her şeyimiz olsa” bile, kendimizi kötü hissetmeye, üzülmeye hakkımız var. Üzgün olmaya hakkımız olmadığını söyleyenler, toksik pozitiflik nedir bilmiyor olabilir. Mutluluk seviyemize karar vermek başkalarına kalmadı.
Ayrıca, ruh halimiz ile ilgili yapılan bu yorumlar, hissedilen duygular ve psikolojimiz konusunda kendimizi suçlu hissetmemize sebep olur. Depresyon, moral bozukluğu ile karıştırılınca zaten ruhsal olarak acı çeken bir kişiye söylenecek en son şey, öyle hissetmeye hakkı olmadığıdır.
👉 Bunun yerine “Üzgün müsün? Sana nasıl yardım edebilirim ?" gibi destekleyici ve olumlu cümlelerle yaklaşmak daha doğru.
5. “... Peki gerçek işin ne?”
Bu soruyu şahsen çok duydum. Sanatsal alanlarda çalışan herkesin, mesleği ne olursa olsun (eğlence sektörü, illüstratör, blogger, fotoğrafçı vb.) bir gün mutlaka bu soruyu duymuştur. Bunların gerçek işler olduğu gerçeğini, maalesef insanlar anlamıyor. İşten sıkılmıyor olman ve düzenli saatlerle, bir ofiste çalışmıyor olman, gerçek bir işinin olmadığı anlamına gelmez 🙄!
6. “Bak, arkadaşlarına / ablana / kız kardeşine / annene… !”
Karşılaştırma ve kıyaslama ile bir düşünceyi ifade etmek asla iyi bir fikir değil. 👨👩👧👦Ayrıca, ne pahasına olursa olsun çocuklarınızı karşılaştırmaktan kaçınmalısınız! Duygusal bozulmalara neden olabilecek sağlıksız bir tutum bu.
Bir yetişkin olarak duyduğunuzda ise çocuktan daha az yaralanmıyorsunuz. Karşılaştırma, suçluluk duygusu uyandırmasının yanı sıra, son derece incitici olabiliyor. Elimizden gelenin en iyisini yapıyoruz, bu yüzden diğer insanlarla karşılaştırılmanın bir anlamı yok, özellikle de aile bireyleri ise...
7. “Bırak ağlasın, çok üstüne düşüyorsun. / Susturamıyorsun sen bu çocuğu.”
Anne olunca hep aşırı hassas olmak ile suçlanıyoruz. Bebek daha üç aylık 😱. Naz yapacak hali yok, ağlıyorsa bir derdi var belli ki! Ayrıca bebek ağladığında, ağlamasına izin vermenin ciddi sonuçları olabileceği çoktan kanıtlandı. Bu şekilde “terbiye” edilmiş çocukların yetişkinlikte kaygılı bireylere dönüştüğünü biliyoruz.
Bebekler ağlar, bu onların tek iletişim aracı. Ve sonra, o bizim bebeğimiz, biz anneyiz ve çocuğumuzu en iyi biz tanırız. Ben onu 9 ay bekledim! Sizce dün elime vermişler de, ben ne yapacağımı bilemiyor olabilir miyim? Özellikle de çocuk yetiştirme ile ilgili okuduğum onca profesyonel bilgi varken!
8. “Ne zamandır … yapmıyorsun?”
... spor, temizlik, bulaşık vb. Özellikle sen dili ile yapılan açıklamalar suçlayıcı dilin temeli. Uzun zamandır bir şey yapmadığımızı söylerken karşıdakinin onaylamadığı bir şey olduğu vurgusunu duyarız. Özellikle, spor motivasyonu konusunda herkes birbirine laf sokmaya çok müsait. Herkesin kendi hızı vardır! ✋Demek ki bir süredir başka şeyler yapmaya ihtiyacım vardı. Yetersizlik duygusu yaratabilecek bu yargılayıcı cümlelerden sakının.
9. “X’in 3 çocuğu var, hepsi mum gibi! Seninki biraz hareketli.”
Tercüme 💬: "sadece bir tane var ve ona sahip çıkamıyorsun". Yine, ebeveyn olduğunuzda sıklıkla duyduğunuz pasif-agresif yorumlardan biri. Eğitim seçenekleri aileden aileye değişir, bu yüzden insanları rahat bırakın! Ayrıca, çocukta hiperaktivite gibi bir davranış bozukluğu da olabilir. Anneyi yetersiz hissettirecek bu tip ebeveynlik karşılaştırması yapan yorumlardan kaçının!
10. “Ben olsam böyle yapardım, ama sen bilirsin…”
Bunu duymak insanın kendi düşüncelerini sorgulamasına itiyor ve “acaba” yüklüyor! Özellikle iş hayatı için korkunç bir cümledir bu. Çoğu zaman, şu ima da vardır: Senden daha iyisini yapıyorum.
Eğer amaç iyi niyet ise şu şekilde de yapabiliriz. Önce, mutlaka kişi tavsiye istiyor mu? bilmelisiniz. Karşınızdaki kişinin tavsiyeye ihtiyacı olup olmadığını sorun. İstemediği takdirde hiçbir şey söylemeye hakkımız yok 😶.
Bu cümleleri duyunca ne yapmalı?
O sırada cevap vermek bazen zordur. Bence sizi rahatsız etmiş bu tip pasif agresif ifadelere veya toksik cümlelere karşı dikkatli olun ve bir kenara not edin. Saldırgan olmayacak şekilde bir sonraki sefer duyduğunuzda kendinizi ve sınırlarınızı nasıl koruyabileceğinizi düşünün.
Her şeyden önce, bize söyleyenleri tanımlamayı öğrenmeliyiz. Bana bunu söyleyen kişi kim? Neden bunu söylemiş olabilir? Evet, hepimizin etrafında toksik insanlar var, hepimiz toksik ilişki nedir farkındayız. Kendini değerli hissetmeni engelleyen ve seni aşağıya çeken bu ilişkilerden mümkün olduğunca uzak durmak veya psikolojik olarak onlarla nasıl başa çıkacağımızı bilmek en güzeli. Bunun için, mümkün olduğunca kendinizi tanımak, kendinizle doğru iletişim kurmak ve özgüveninizi güçlendirmeniz gerekir.
💜 Bu içeriği okuyanlar mutlaka bunları da okuyor!
🔗 Maslow piramidi | İhtiyaçlar piramidi ve açıklaması
🔗 Açık fikirli olmak | Bir insanda olması gereken en temel nitelik
🔗 Konfor alanından nasıl çıkılır? 5 adımda sınırları genişlet!
🔗 Değişmek istiyorum! | "İnsan nasıl değişir?"
🔗 12 adımda "yeniden başlamak" (sıfırdan hayat)
Yazar notu: Bu cümleleri ne kadar sık duyduğunuz, önemli. Başta dediğimiz gibi, belki biz de farkında olmadan bu sözleri birilerine satır aralarında sarfediyoruz. Ama boşvere boşvere önünü alamayacağız belli ki.
Bu kısa ama etkisi derin olabilecek ifadeler, özellikle sık sık tekrarlanırsa çok can yakabilir. Bu ifadeleri bırakmak için en temel neden, hiçbir işe yaramadıkları gibi bir de, muhatabınızda anlaşılmadığı, hatta dinlenmediği izlenimi bırakacak olması.Bu iki durum sağlıklı iletişim ve sağlıklı ilişkiler için başlı başına engel.
Sevdiklerinizden bunları sık sık duyuyorsanız, ilişkinizin doğasını sorgulama vaktidir belki de… Bu yazı sizde bir şeylere dokundu ise durumu değerlendirmek için psikolojik destek almaktan çekinmeyin.
🤗"KENDİNİ DİNLE, KABUL ET VE MUTLU OL! HEMEN ŞİMDİ, BAŞLA..." #BornToBeMe |